12 Eylül anıları (1)

12 Eylül darbesinin lideri Kenan Evren, Vahdettin’e vatan haini derdi! Bir konuşmasında gazetecileri, aydınları ve sanatçıları da vatan haini ilan etmiş ve onları son padişah Vahdettin’e benzetmişti.

1984 yılında, İzmir’de Fahrettin Altay Meydanı’ndaki kışlada asker tarafından sorguya çekilen bendenizin de imzası olan 1260 sanıklı Aydınlar Dilekçesi davası sürerken, Devlet Başkanı ve Orgeneral sıfatıyla Kenan Evren, Manisa Akhisar’da tütün piyasasını açıyordu! Evren de ekonomiyi, ekonomistlere ayar çekecek kadar bilir, sevmediği iş adamı ya da ekonomisti hemen vatan haini ilan ederdi.

Kenan Evren, devlet başkanlığı kapısına bırakılan bu dilekçeye imza atanları, tütün piyasasını açarken yaptığı konuşmada halka şöyle şikâyet ediyordu:

Biz çok aydınlar gördük, vatan hainliği yaptılar. Bazı şairler vardı, yurt dışına kaçtılar. Ne yapayım ben öyle aydını? Bu millete hükmetmek için aydın olmak gerekmez ki.  Son padişah Vahdettin de aydındı. Ama memleketi düşmanlara teslim etti.’ 

Hatta Aziz Nesin, Kenan Evren’in bu sözlerine büyük bir cesaret örneği göstererek şu cevabı vermişti;

‘Vahdettin’in aydınlığı tartışılır ama devlet başkanıydı!’

12 Eylül darbesinden yaklaşık bir ay sonra bir soldan, Kenan Evren’in sözleri ile ‘İbret olsun diye’ de bir de sağdan iki kişinin idamları ile başlayan idamlar devam etti. 50 idam cezası onandı ve çoğu 20 yaşın altında 50 genç idam edildi.

Neydi o dilekçe?

1984 yılında Aziz Nesin öncülüğünde bir grup aydın, kendi aralarında organize ettikleri çeşitli toplantılar sonucunda ‘Türkiye’de Demokratik Düzene İlişkin Gözlem ve İsteklerbaşlıklı bir dilekçe hazırlanır. İmzacıları temsilen bazı aydınlar dilekçeyi cumhurbaşkanlığı kapısına bırakır! Dilekçede şu gözlem ve talepler yer almaktadır:

‘Türkiye’nin yaşadığı yoğun terör eylemlerinden demokratik sistemin kendisi sorumlu tutulamaz. Devlet olmanın temel niteliği hukuk ilkelerine bağlı kalmaktır. Terörün varlığı, hiçbir zaman, devletin de aynı yöntemlere başvurmasının gerekçesi olamaz. İşkence bir insanlık suçudur. İşkencenin tamamen ortadan kaldırılması için gerekli önlemler alınmalıdır. Çoğunluk iradesini bahane ederek temel hakları yok etmek demokrasiyle bağdaşmaz. Özgür basın, demokratik düzeni bütünleyen temel ögelerden biridir ve baskı altına alınmamalıdır.’

Kenan Evren, dilekçeye anında yayın yasağı koyar. Hatta dilekçeden yabancı basına söz etmeye kalkışan dönemin başbakanı Turgut Özal’ın bu konudaki sözlerine bile yayın yasağı getirir! Dediği dediktir Kenan Evren’in. 20 Mayıs 1984 günü Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından dilekçeciler hakkında “yasadışı bildiri hazırlayıp dağıtmaktan” dolayı soruşturma başlatılır. 18 Ağustos 1984 tarihinde ilk duruşması yapılan dava, 7 Şubat 1986'da tüm sanıkların aklanmasıyla sonuçlanır.

Dilekçede istenilen tek bir şey vardı; Barış.

Barış isteyenler kazanmıştır.

Perşembe-12 Eylül Anıları (2)

Evren’e suikast mı düzenleyeceksiniz?