19 Mayıs sadece takvim tarihi değil

Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, her yıl 19 Mayıs tarihinde kutlanan Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ulusal resmi bayramıdır. Ve Ulu Önder Atatürk, bu bayramı umudumuz ve geleceğimiz olan Türk gençliğine armağan etmiştir. Uzun yıllar 'Gençlik ve Spor Bayramı' adıyla kutlanan bayram, 1981 yılında yapılan değişiklik ile ‘Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı adını alır. Ve 19 Mayıs'ı yine yarınlarımızın geleceği gençlerimiz ile ulusça coşkuyla layık olduğu gibi kutladık. Nice 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramlarına.

***

Gelelim bugüne, yani vatandaşın sayısal konuşmalarına. Yük ağır, rakamlarla telaffuz edilen sözler de ağır. Cümlelerin sonu sayılarla noktalanırken millettin yükü de ağır. Ankara, asgari ücrette ara zam tartışmasına devam ediyor ama ek zammı da 'anlamlı’ bulmuyor gibi. Aldığı yüzde bilmem kaç zamla açlık sınırı altında kalan asgari ücretli ise ara zamda ısrarcı görünüyor. Sadece asgari ücretli mi, bayram ikramiyesi 4 bin lira olan, aldığı aylıkla geçimini sağlayamayan emekli de bu günlerde yine meydanlarda sesini duyurmaya çalışıyor da! Bu arada, enflasyon kendi rekorunu kırıyor. Ve de sokak rakamlarla konuşmaya devam ediyor. Kitle taşıma araçlarında tramvayda yapılan kısa sohbetler bile mutfağa ve rakamlara dayalı. Ayçiçek yağı şu kadar olmuş, toz şeker, süt, peynir bu kadar olmuş gibi sohbetlerin özü. Sağ olun ya, sayenizde vatandaş sayısal konuşmaya alıştı!

***

Memlekette ayçiçek yağından sonra şeker de piyasadan elini eteğini çeker olmuş. Fiyatı da yüzde bilmem kaç artmış. Şekerpancarı demek ki stratejik bir ürünmüş. Stokçuların marifetiyle(!) arz talep dengesi, dengeyi yitirmiş. Denilene göre, şeker stokları azalmış, market raflarında şeker fiyatları artmış. Bu arada pastacı, tatlıcı gibi gerçek üreticiler de piyasada şeker yokluğundan yakınır olmuş. Spekülatif hareketler anladık da şeker fiyatlarında spekülasyonu kim neden yapıyor? Yetkili kurumlar, piyasada şekerin fahiş fiyat artışının nedenlerini araştırıyormuş. Ekonomistlere göre, nedeni özelleştirme imiş dedikleri bu. Velhasıl-ı kelam toplumun her kesimi dertli. Rekor üstüne rekor kıran enflasyon, ardı ardına gelen zamlar nedeniyle olmayan bütçeyi bir türlü doğrultamayan çalışanı, memuru, işçisi, emeklisi soruna kendince çözüm buluyor. Ve taa geçmişte kalan veresiye defterini hatırlıyor. Bakkal amcaların kara kaplı veresiye defterleri de böylece 21'inci yüzyıl Türkiye'sinde geri geliyor hayatımıza giriyor. Ne gam. Düşen gelir ve alım gücü, artan kuyruklar ve yüksek enflasyona karşı büyüklerimizin stratejisi ne acaba? Kalın sağlıcakla.