2017 için Gerontolojik Temenniler
Türkiye’nin nüfusu 31 Aralık 2015 tarihinde 78,74 milyon idi. Nüfusun 69,14 milyonu 60 yaşından küçüktür. Başka bir deyişle nüfusumuzun yaklaşık %88’i açısından öncelikle eğitim, meslek, istihdam konuları ön planda yer almaktadır. Diğer taraftan 9,6 milyon kişinin yaşı 60 veya üzerindedir. 2000 yılında bu yaştaki nüfusumuz 5,8 milyon civarındaydı. 2000-2016 yılları arasında 60 yaş ve üzeri nüfusumuz %60’tan fazla atış göstermiştir. Dolayısıyla Türkiye’de “toplumsal yaşlanma” gerçekliğini karşılamak ve önlem almak zorundayız.
60 yaş ve üzeri nüfusumuzu yaş gruplarına göre değerlendirdiğimizde yaş ilerledikçe kadın oranının da arttığı görülmektedir. 60-69 yaş grubunun %48’i erkek %52’si kadındır. Fakat yaşı 90 veya üzeri olan nüfusta erkek oranı %27, buna karşın kadın oranı %73’tür. Böylece gerontolojik literatürde sık sık dile getirilen “dörtte üç kadın toplumu” olgusu artık Türkiye’nin de gerçeklerinden biridir.
Türkiye’nin nüfusunun yaşlanması büyük ihtimalle önlenemeyecektir. Şimdiye kadar alınan pek çok önleme rağmen modern toplumların hiçbirinde toplumsal yaşlanma önlenememiştir. Sadece zaman zaman doğum oranlarında meydana gelen, aslında sebebi de kesin olarak bilinmeyen artışlar, kısa süreli sevinç yaratmakla kalmıştır. Ama toplumun yaşlanma eğilimi önlenememiştir. Doğum oranlarında sadece belirgin bir artışa değil, aynı zamanda bunun kalıcı olması sağlanmadıkça toplumsal yaşlanmayı önlemek mümkün değildir.
Diğer taraftan yaşam süresi hızla uzamaktadır. Toplumun yaşlanmasının asıl “motoru” budur. Uzakta olmayan bir geleceği dikkate aldığımızda, Türkiye’de yaşlılık politikalarının acilen uygulamaya konulması gerekmektedir. Emeklilik, bakıma muhtaçlık ve sağlık politikalarının yanı sıra, başarılı yaşlanma süreçlerini artıracak politikalar gereksinim duyulmaktadır.
Yaşlanmanın ömür boyu devam ettiği gerçeğini göz ardı etmeyen, bireye kendi yaşam planlarını gerçekleştirme olanakları sunan, topluma katılımı destekleyen sosyal politikalar, 21. yüzyılın Türkiye’sinin özlediği politikalardır. Bunların aynı zamanda toplumsal barışı da destekleyeceklerinde zerre kadar şüphe yoktur. 2017 yılında bu konu üzerine de düşünen bir toplumun yaratılması için daha çok çaba harcamalıyız. İşte bu gerçekler doğrultusunda 27 Ocak 2017 ülkemizde bilim dünyasının temsilcilerinin katılacağı ilk ‘”Yaşlılık Parlamentosu” bu çabalara önemli bir zemin yaratacaktır…