​22. Ayhan Sungur Beyle Arkadaşlığımız.

Limancılıkta tarifelere uymak, tüm limanlarda standart tarifeleri uygulamak; biz eski limancıların mesleğe başladığı yıllarda, çok çok önemliydi. Bunun için tarife toplantıları ve seminerler düzenlenir, Ankara veya İstanbul’da yapılan bu etkinliklerden, biz genç limancılar çok zevk alırdık. Çünkü toplantılarda bizler tarife bekçileri olarak, mantığımızla konuşur, genelde işin maliyeti üzerinden mesajlar verirdik. Örneğin: Çuvallı yüklemenin maliyeti 20 lira ise enflasyon olan ülkede bu maliyet sürekli artığından, yükleme fiyatı sabit kaldığı için, bir müddet sonra yükleme rakamlarından zarar etmeye başlıyordunuz. Bu sorunun tek çözümü, Dolar bazında yükleme fiyatı uygulamaktı.
Tüm dünyadaki limanların kullandığı tarifeler Dolar bazındaydı. Üstelik gemi taşımasında navlun ve gemi kiralama, hep Dolar üzerinden konuşulup, Dolar üzerinden pazarlık yapılıyordu. Türk limanlarında Dolar üzerinden tarife uygulamak, yürek isterdi. Genç idareci olan bizler, bu işleri konuşurken, Türk limanlarını, nasıl karlı kuruluşlar haline getirebiliriz palanları yapardık. Denizcilik Bankası TAO’da görev değişiklikleri oldu ve bizim çok yakın arkadaşımız olan Sayın Özden Dumanlı Genel Müdür yardımcısı oldu. Üstelik Özden Bey, Liman İşletmelerinden sorumluydu. O tarihte Denizcilik Bankası TAO’nun elinde, aşağıda adını sıralayacağım tesisler vardı.
İstanbul- Salıpazarı, İzmit ve Çanakkale Boğazı Kılavuzluğu, Tekirdağ Limanı, Ordu Limanı, Giresun Limanı, Trabzon Limanı, Hopa Limanı, İzmir limanı, Antalya Limanı, Alanya limanı.
Bu limanlardan İstanbul- Salıpazarı Limanı ithalat, İzmir, Antalya, Trabzon limanları genelde ihracat bazlı olarak çalışıyordu.
Limanların diğerleri TCDD’ye aitti. Bunlarda İstanbul- Haydarpaşa, Samsun, Bandırma, Mersin, İskenderun limanlarıydı. Bu limanların sorunları, sadece tarife tatbiki değildi. Denizcilikte teknoloji çok gelişmeye başlamış, gemi tonajları artmıştı. Deniz taşımacılığı, konteynır denilen, dışı muhafazalı, kolay yüklenip- boşaltılan bir sisteme geçmiş ve gemiler, konteynır taşımacılığına göre dizayn edilmeye başlamıştı.
Türk armatörleri, bu sisteme çok geç adapte olmuşlardır. Derken 12 Eylül geldi çattı. Sayın Bülent Ulusu Başbakan oldu. Bülent Ulusu Başbakan’dı ama ülke ekonomisi Sayın Turgut Özal ve ekibinin elindeydi. Bu tarihten, yaklaşık bir yıl önce alınan “24 Aralık Kararları” geçerliydi. Bu kurarlara göre; kamu görevleri hariç, Kamu İktisadi Teşebbüsleri, ürettikleri mallar için kendi maliyet hesaplarını yapacaklar ve ürettiklerini buna göre ücretlendireceklerdi. Bu şu anlama geliyordu: Her KİT kendi bütçesini yapacak, devlet yardımını, ancak kamu hizmetleri için talep edebilecekti.
Denizcilik Bankası TAO’nun şansı, bu sıralarda limanlara bakan, Genel Müdür Muavini Sayın Özden Dumanlı idi. Bu durum aynı zamanda TCDD’nin bile şansıydı. Özden Bey, hemen ekibini kurarak, kollarını sıvayıp, çalışmaya başladı ve Ayhan Sungur kardeşimde, özel sektör tarafından, Özden beyin, en büyük destekleyicisi idi. Ayhan Bey o dönemde, Vapur Donatıları Derneği Genel Sekreteri ve Liman Tarife Komisyonu Başkanıydı. Bizimle son derece sıcak ve dost ilişkisi vardı.
Sayın Özden Dumanlı’nın işi o kadar kolay değildi. Bir kere limanlar, teçhizat bakımından çok eksikti veya başka bir deyişle “demode” idi. Rıhtım vinçleri hala daha 3’er tonluk ve eskimiş ekipmanlardı. Bu vinçlerle, konteynır istiflemek imkansızdı. Derhal Dünya Bankası’na başvuruldu. Limanları iyileştirme (rehabilitasyon) kredisi alındı. Ardından, tüm Türkiye Limanları’nın verdiği hizmetler, dolar üzerinden fiyatlandırıldığı, yeni tarifelere bağlandı. Bu sayede Türkiye limancılığı, yoğun bakımdan çıkmış, tedavi olmaya başlamıştı.
Her Cumartesi- Pazar günleri, Fenerbahçe burnunda yaptığımız üçlü yürüyüşler (Ayhan Sungur, Özden Dumanlı, ben Hüseyin Seymen) ülkemiz limancılığı için, inanılmaz faydalar sağlamıştır. Bence Sevgili Özden Dumanlı’nın, limanlardan sorumlu bir yetkiyle göreve gelmesi, Türk Limancılığı’nda bir “milat” olmuştur. Yaptığı hizmetleri unutmaya imkan yoktur.