TÜRKİYE'de sanatçı olmanın güzel yanları olduğu gibi sanatçı tarafından rahatsız olunan yönlerinin de çok fazla olduğunu belirten Tufan Dağıstanlı bunun en temel nedenini toplum altyapısında sanat eğitimi olmaması olarak açıkladı. Toplumun sanattan çok 'zanaat' ile ilgilendiğini vurgulayan Dağıstanlı, “Zanaatın ileri safhalara yükselip sanata dönüşmesi için sanatla arasında iyi bir diyalog olması lazım" diyor. İslam dininin temelden itibaren resim ve heykeli günah diyerek yasakladığına dikkati çeken Dağıstanlı, “Oysa Allah'ın insana vermiş olduğu sanat içgüdüsü var. Bu insan kendini nasıl boşaltacak? O zaman sadece çiçek yapmaya, resim olarak en maksimum minyatür yaparak hikayeleri anlatmaya başlamış insanlar. Bu yasak resim sanatını sadece süsleme boyutunda götürmüş. Sanatçı tüm gücüyle yaprağı stilize etmeye, kendi yaprağını, çiçeğini üretmeye çalışmış. Çiçeği ve yaprağı kombine edip yazıyla süslemiş. Bunu üç boyuta getirmek için ahşapla kabartmalar yapmış, taşla, metal sanatıyla bağdaştırmış" diyor.
BİR ŞİKAYETİM VAR
Seramik sanatçısı Tufan Dağıstanlı, “Plastik sanatlar içinde seramiğin öne çıkan hangi yönü var?" sorusuna ise şu yanıtını veriyor:
“Şöyle bir şikayetim var. Kültür ve Turizm Bakanlığı Fikir ve Sanat Eserleri Telif Hakları Yasası'nda seramik kelimesi geçmiyor. Resim, heykel, tasarım, kabartma, oyma var ama seramik yok. Oysa seramiğin içinde resim, heykel, üç boyut, iki boyut, kabartma, oyma, konstrüksiyon ve tasarımın kendisi var. Seramik aynı zamanda sanat öğelerinin tamamını içinde barındıran artı bir de içerisine teknoloji ve kimyanın girdiği komplike bir sanat. Ben seramiğin de bir sanat olduğu ve telif hakları yasası maddeleri içerisinde konulmasıyla ilgili bakanlığa yazılı talepte bulunacağım."
İNSANOĞLU BİNLERCE YILDIR ÇAMURLA İÇİÇE
Seramiğin insan hayatındaki yerinin binlerce yıl öncesine uzandığını anlatan Dağıstanlı, “Çamur plastik yapısından kaynaklanan ve insanla direkt iletişim kuran özelliğiyle tarihin ilk çağlarından beri hayata girmiş, M.Ö 8-9 binlerde insanoğlunun en önemli eşyası olmuş. İlk olarak çamurla tanışmış insanoğlu. Ve onu ateşle birleştirdiği zaman kullanabileceği her türlü malzemeyi yapmış" diyor. Seramiğin günümüzde pek çok alanda kullanıldığını belirten Tufan Dağıstanlı, “Mesela mutfağınızın evyesinden, fayansından tutun kap kaçağa kadar evinizin her yerinde. Seramik insanın yaşamının içerisine o kadar girmiş durumda ki, o kadar çok alanda kullanılıyor ki. Mesela uzay sanayinde kullanılıyor. Genleşmeyen ve aşınmaması istenen malzeme artık seramikle üretiliyor" şeklinde konuşuyor.
YOĞUN SÜRECİ OTELLERİ SÜSLEMEKLE GEÇİRDİK
1952'de Erzurum'un Oltu kasabasında doğan Tufan Dağıstanlı 1977 İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Seramik Bölümü'nü bitirdikten sonra 1978'de aynı bölümden Melek Leyla Kadıgil ile evlenerek Antalya'ya taşındığını anlattı. Eşi Leyla Dağıstanlı ile 38 yıldır bu kentte sanat yaptıklarını vurguluyor. “Sanatın merkezi büyük kentler olmasına rağmen sizin küçük bir şehre yerleşme kararınız cesur bir davranış. Zorlandınız mı?" sorusunu şöyle yanıtlıyor Dağıstanlı:
“Zorlandık tabi. O zamanlar Antalya Müzesi ile çalışmalarımız oldu. Ardından turizm başladı. O dönemde yoğun bir süreci otelleri süslemekle geçirdik. Bu hem ekonomik olarak bizi rahatlattı hem de işimizin genişlemesi ve yaygınlaşması için bir ortam oldu. Bir tarafta yine sanat yapıyorduk ama şantiyedeydik. 1996 yılına kadar hep şantiyelerde geçti." İLK SERGİ AMFORALARIN DANSI
1996 yılında 'Amforaların Dansı' isimli ilk seramik sergisini açtığını söyleyen Tufan Dağıstanlı, “O bir başlangıçtı ama kuşlar benim okuldan gelen tutkumdu. Oturan tombul kuşlar üretmiştim okul yıllarında. O kuşlar hep benim içimde büyüdüler" diyor. 1996'ya kadar 150'nin üzerinde mimari yapı ve otel projelerine sanat seramiği imzası atan sanatçı, 1999 yılında Cam Piramit'te açtığı kuşlar sergisiyle devam ederek bugüne geldiğini söylüyor.
KUŞ İNSANOĞLUNUN CİĞERİNE İŞLEMİŞ
Yaptığı tüm kuşların bir Zümrüd-ü Anka olduğunu söyleyen Tufan Dağıstanlı, “Ateşten doğuyorlar. Renk olarak turkuaz ve maviyi çok seviyorum. Kuşların hür ve bağımsız olmalarından çok etkileniyorum. Kuşlar Allah'ın yarattığı en şanslı canlılar. Tarih boyunca insanları etkilemişler. İnsanlar kuşları motiflere, halılara, kumaşlara işlemiş. Kuş insanoğlunun ciğerine işlemiş. Kuş deyince sevmeyen hiçbir insan yok. Benim seramik kuşlarım da kendilerine has yapıları ile özel bir halleri var" şeklinde konuşuyor.
EŞİMLE MÜŞTEREKLERİMİZ ÇOK
Tufan Dağıstanlı “Okuldan itibaren 43 yıldır Leyla hanımla birliktesiniz. İki sanatçının aynı atölyede çalışması zor değil mi?" sorusuna ise tüm içtenliğiyle yanıt veriyor:
“Hiç zor değil. İş için tartışmamız oldu tabi. Ama tartışmalarımızda belli bir süre sonra Leyla benim formasyonumu öğreniyor ben onun formasyonunu öğrendim. Eğer senin yaptığın işe ben eleştiri getirirsem o zaman iş senin değil benim işim oluyor. Özgünleşmeyi engellemiş olursunuz. 43 yıl boyunca eleştiriler gittikçe daha makul hale gelip küçük tartışmalar halinde yürüdü. Müştereklerimizin çok olması, beraberliğin de tadını getiriyor."
ÖLENE KADAR SERAMİK YAPACAĞIM
43 yıldır seramik yapan 64 yaşındaki sanatçı, “Ölene kadar seramiğe devam edeceğim" derken bir itirafta da bulunuyor. Aslında iç mimarlık okumak istediğini ancak sınav kayıt tarihi ve dosyasındaki bazı eksiklerden dolayı seramik bölümünü kazandığını anlatırken “Seramik bölümüne girince de iyi ki seramik olmuş dedim. 43 yıldır keyifle seramik yapıyorum" diyor. “Bir gün de keşke demedim ama mimarlık okumak isterdim" diyen Dağıstanlı şunları ekliyor:
“Seramikle birlikte mimarlığı harmanlamak isterdim. Çünkü biz seramikte form bilgisini çok iyi yaşıyoruz. Çok iyi öğrenip özümsüyoruz. O form bilgisinin mimariyle harmanlanmasından çok güzel şeyler çıkacağını düşünüyorum. Neler var kafamda. Bütün raflar hala dosyalarla dolu. Benim yapmam önemli değil ama mesela kent içinde heykelleşmiş seramikler çok dikkatimi çekiyor. Allah'a şükür birkaç tane yaptık. Yani kentlerin süslenmesi çok önemli."
43 yılı seramiğe adanmış bir hayat
* İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi mezunu 43 yıllık seramik sanatçısı, Antalya Kültür Sanat Vakfı (AKSAV) eski Yönetim Kurulu Başkanı Tufan Dağıstanlı, eşi Leyla Dağıstanlı ile birlikte çalıştığı atölyelerindeki sohbette Antalya'daki sanat yaşamından AKSAV'a, turizmden EXPO'dan hayata dair pek çok soruyu içtenlikle yanıtladı.
Bunlar da ilginizi çekebilir