​9. Limanda düzenlemeler ve guruplaşmalara karşı önlemler


Antalya limanında ise acemi yöneticilerin sebep olduğu guruplaşmalar, göze çarpıyordu. Limanın ana nüvesini teşkil eden yükleme-boşaltma işleri “Yaylalılar” denilen, Antalya’nın Korkuteli ve Elmalı ilçelerinden olanlar ve eski iskeleden gelen “Yenikapılıların” elindeydi. Bu arada Aleviliğin en ilkel kolu olan “Tahtacılar” da, forklift sürücülüğü, şoförlük gibi yan unsurlar da çalışıyordu.
Limandaki römorkör, pilotmotoru ve palamarcılık gibi “gemi adamlarının” çoğu ise Van Gölü İşletmesinden naklen gelmişti. Van Gölü Deniz Taşıma İşletmesini o tarihlerde Denizcilik Bankası TAO işletiyordu. Van Gölü işletmesinden, Antalya İşletmesine gelen personel memuru, peyder pey, “gemi adamlarını” Antalya’ya getirmişti.
Bir başka gurup; İşletmenin muhtelif yerlerinde dağınık olarak bulunan Karadenizli çalışanlardı. Bir diğeri de; İşletmeye bağlı olarak açılan “Eğitim Dinlenme Tesislerinde” çalışmak üzere işe alınmış olan, geçici statüdeki işçilerdi. Bütün bu guruplar birbiriyle zaman zaman anlaşıyor olsalar da çoğu zaman sürtüşüyorlardır.
Sendika başkanı, aynı zamanda işçilerin başı S. Aktaş’ı daha önceden tanıdığımdan, anlaşmamız kolay oldu. Sevgili Aktaş, hem aklı ile hem önerileri ile iş düzeninin, bir an önce yerleşmesinde yardımcı oldu.
Bütün guruplara önce, İşletmenin mesajını ilettik. Sonra, o yıllara kadar hiç bilançosu kar etmemiş Liman İşletmesini, “nasıl kar eder duruma getirilebilir” çalışmalarına başlamam gerekiyordu.
Önceliği “elimizde kullanılmayan değerleri nasıl değerlendirebiliriz” düşüncesine verdik. Limanın batısında bulunan motor basenini, marina yapmak üzere, ihaleye çıktık. İhale komisyonunda, bir zarftan yıllık 52,500 Amerikan Doları teklif çıkınca, heyecanlanmıştım. Son olarak, Koç gurubunun “Setur” firması, 118,000 Amerikan doları teklifle ihaleyi kazandı. O kadar heyecanlanmışım ki o gece uyuyamadım. Çünkü bu rakam, Antalya Liman İşletmesini karlı duruma getirecekti.
Hemen belirteyim.. Setur Gurubu, 13 yıl boyunca, son derece başarılı bir şekilde marina işletmeciliği yaptı. Daha sonra Çelebi gurubu, yakalanan bu başarıyı devir aldı. Şimdi Antalya marinası, yine Setur Gurubu tarafından işletiliyor. Yıllık ödedikleri kira, tam olarak 500,000 dolar. Nereden, nereye gelindi.
Marinayı kiraya verdikten daha sonra, Antalya’ya dışarıdan gelen yükleri incelemeye aldık. Bunların başında çimento geliyordu. O zamanlar çimento denince akla gelen, üç büyük firma vardı. Sabancılara ait İstanbul Büyük Çekmece’deki “Ak Çimento” Çukurova Gurubuna ait Çanakkale’deki “Çanakkale Çimento” Şevket Demirel’e ait Isparta’daki “Göltaş Çimento”
Göltaş Çimento Antalya’ya karayoluyla bağlı olduğundan, diğer iki firmaya mektup yazarak, limanda yer kiralayarak, çimento taşıması yapmalarını tavsiye ettik. Daha sonra bunlar birleşerek “Aksonsa” adını aldılar. Limana çimento siloları kurulması olayını, bir başka yazımda anlatacağım.
Liman için ekonomik anlamda değerlendirebileceğimiz diğer yüklerde, limanda bulunan soğuk hava deposuyla ilgili mallar olabilirdi. Antalya turizm yöresiydi. Turizmdeki gelişme, her geçen yıl büyük bir süratle artırıyordu. Yeni kurulan bu tesislere, et, tavuk, balık gibi ana yiyecek ürünlerini, gemi ile getirip, soğuk hava depomuzu çalıştırarak, sahipleri gelip alana kadar muhafaza etmeyi düşündük. Bu konuyu, bir başka yazımda daha geniş şekilde anlatacağımdan, burada yazımı bitireyim.