Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı tarafından bu yıl 29'uncusu düzenlenen Adalet ve Demokrasi haftası 'Uğur Mumcu Sesleniyor' adı altında çeşitli etkinliklerle devam ediyor. Türkiye'nin önde gelen hukukçuları, bilim adamları, gazeteciler, Sivil Toplum Kuruluşları önderleri Türkiye'de 'Hukuk Devleti mi Orman Kanunları mı?' konusunu tartışıyor. Bu toplantılardan çıkarılacak dersler olacak.
Adalet konusunda baştan tavrımı koyayım;
'Adalet topaldır, ağır yürür, ama er geç gideceği yere varır' diyenlere karşıyım. Zehir içirilerek öldürülen Sokrates'in yüzyıllar sonra yargılandığı mahkemede suçsuzluğunun ispatlanması benim için bir şey ifade etmiyor.
Adalet ne kadar topal ve kör olursa olsun gecikmemeli. Geciken adalet, adalet değildir.
Ve adalet her zaman aranmalı. Yalnız kendi adaletini değil, başkaları için de adalet aranmalı, hikayedeki gibi!
Aç kalan tilki kasabaya inmiş. Sütçünün süt çanağını devirmiş, sütü içmiş. Fırıncının tezgahından ekmek kapmış yemiş. Kasabın vitrininden de kocaman bir but kapıp bir güzel mideye indirmiş. Tilkinin ve etin kokusunu alan kasabanın tüm köpekleri toplanmış ve tilkiyi kovalamaya başlamışlar. Tilki önde köpekler arkada kovalamaca uzun bir müddet sürmüş. Bir süre sonra sütçünün köpeği yorulup takibi bırakmış. Bir müddet geçince bu sefer fırıncının köpeği de tilkiyi bırakmak zorunda kalmış. En son kasabanın çıkışına yakın bir yerde kasabın köpeği de pes etmiş ve yorgunluktan dili bir karış dışarıda geri dönmüş.
Tilkinin arkasında bir tek demircinin köpeği kalmış. Tilki önde, demircinin köpeği arkada ısrarlı kovalamaca saatlerce devam etmiş. Kovalamaca kasabadan çıkılıp tepelere doğru sürerken tilki de artık dayanamamış ve durup kendisini kovalayan demircinin köpeğine söylenmiş.
'Yahu arkadaş sütçünün sütünü içtim tamam, fırıncının ekmeğini yedim o da tamam hadi kasabın etini kaptım ama buna rağmen onlar bile pes etti peşimi bıraktı da ben demirciye ne yaptım ki bir türlü ayrılmıyorsun peşimden?'
***
Yukarıdaki öyküde tilkinin anlamadığı şey, demircinin köpeğinin menfaat değil, adalet peşinde olmasıydı. O'nun kafasındaki sistem, karşılıklı menfaate dayalı kapitalist sistemken, demircinin köpeğindeki sistem evrensel hukuktu. Yani bana zarar vermen şart değil. Sen başkalarına zarar verdiğin için suçlusun.
Demircinin köpeği gibi, adalet arayan adalet bekçileri her zaman olacaktır.
Olmalıdır da.
***
Herkesi Anayasaya ve hukuka saygıya çağırıyorum.
Yasaların olmadığı yerde demokrasi de olmaz
Adalet arayan onurlu avukatlar her zaman olmuştur, olmalıdır da.
***
Ne demişti Konfüçyüs?
'Adalet kutup yıldızı gibi yerinde durur ve geri kalan her şey onun etrafında döner'