Ağlamadan ağlamak

24 Ocak 1993 tarihi, kara bir gün olarak geçti basın dünyamıza ve Cumhuriyet tarihimize.

Çünkü Uğur Mumcu hain ellerin hazırladığı bombalı bir tuzakla evinin önünde arabasını çalıştırırken öldürüldü.

Antalya'da temsilciliğini yaptığım Dünya Gazetesi'ne gelmiştim İstanbul'a. İşlerimi bitirmiş dönme hazırlığı yaparken duydum suikastı.

Ülke şoka girmişti.

Ankara'da yağmurlu bir günde yapılan cenaze törenine yurdun çeşitli bölgelerinden gelen binlerce yurtsever katılmıştı.

ANTALYA MİTİNGİ

Birkaç gün sonra hafta sonu, Antalya Gazeteciler Cemiyeti'nin öncülüğünde biz de bir miting düzenledik. CHP ve sivil toplum örgütleri katıldı. Cumhuriyet Meydanı'nda toplandık, Güllük Caddesi üzerinden, Çallı pazar meydanında gruplar adına konuşmalar yapıldıktan sonra da dağıldık.

Yürüyüş sırasında Güllük'ten geçerken;

'Ankara'nın taşına bak

Gözlerimin yaşına bak

Uyan uyan Gazi Kemal

Şu feleğin işine bak' marşını, miting aracından söyletirken kitleye; pencerelerde, balkonlarda biriken Antalyalılar da akışlarla eşlik ediyorlardı yürüyüşçülere...

ARŞİVDEKİ GAZETELER

Büyük Ankara mitinginden sonra ertesi gün yayınlanana bazı gazeteleri alıp koymuşum arşivime.

Ve bir de şiir.

Şiirin yazarı Hüseyin Deniz Abim aslında bir yargıç.

Yurdun değişik yerlerinde yargıçlık yaptı ve Yargıtay üyeliğinden emekli oldu.

1968-71 yılları arasında Yeni Gazete'nin Ankara bürosunda birlikte gazetecilik yapmıştık. Şefimiz Oktay Ekşi'nin arkadaşıydı. Hukuk Fakültesi'nden de Uğur Mumcu'nun.

Hürriyet'in bir yan kuruluşu olan gazete daha sonra kapatıldı ve herkes bir yana dağıldı. Hüseyin Abim de yargıçlığa döndü.

Ve arkadaşının öldürülmesinin arkasından da bir şiir yazdı...

İşte o şiir ve gazete kesikleriyle araştırma gazeteciliğinin öncülerinden Uğur Mumcu'yu bir kez daha sevgi ve saygıyla anıyorum.

---

AĞLAMADAN AĞLAMAK

(Uğur Mumcu'ya)

Sulara bir karanfil bıraktım

Bir karanfil de toprağa

Bağırmadan

Ağlamadan

Bir karanfil de yarınlara bıraktım

Aldın mı?

Dağlarına, dağlarına memleketimin

Çiçek kokan yayalalarına memleketimin

Göllerine, denizlerine ve sularına memleketimin

Bir karanfil bıraktım

Aldın mı?

Bebelerine, çocuklarına, gençlerine

Gelinlerine, kızlarına

Yüreklerine ve ellerine

Ve gözyaşlarına

Bir karanfil bıraktım

Aldın mı?

Bir nice şafakların karanfil kırmızısına

Saldım beyaz güvercinini

Ve sesimin yettiğince türkü

Ve kucaklayabildiğim kadar sevgi

Getirip koydum toprağına

Aldın mı?

Sulara bir karanfil bıraktım

Bir karanfil de Anıttepe'ye

İç geçirmeden

Bağırmadan

Ağlamadan.

Ağladım

Sesimde karanfiller açtı

Aldın mı?