‘Ahir Vakti’ mi ne?

Geçen televizyonun kanallarını zaplarken, ismi lazım değil bilmem ne kanalı karşıma çıktı. Muhterem, koltuğa oturmuş fetva veriyor. Ve de ‘Yaklaşan Ahir Zamanı ve alametleri’ diyerek felaket tellallığı yapıyor. Deccal’ın Sur’undan tutunda binanın, zinanın (tövbe estağfurullah) çoğaldığını, ahlakın saygının yok olduğunu, denizlerin kabararak ana karaları yuttuğunu, velhasıl-ı kelam akla gelen gelmeyen ne varsa Baykuş misali öttürüyor. İçim daraldı.



Kumanda elimde bu kez farklı bir kanal, gavur kanalı. Orada da yeni yılın en görkemli ışıklandırmaları. Nasıl bir ihtişam, nasıl bir görsellik. ‘Şuraya bak’ dedim kendi kendime elin oğlu neredeee, biz nerede. Onlar neyi getirmiş ekranlara biz neyi götürüyoruz ekrandan! Şimdi, o mu bu mu derken, aklıma bi şey takıldı. Zaman ne kadar da hızlı akıp gidiyor. Günler, aylar nasıl da bizi arkasında bırakarak hızla devriliyor. Sanki de yetişeceği başka bir takvim var da.


Yeni yıl geliyor ya, derdim o. Ben, yılbaşı kutlamalarını oldum bittim sevmem. Ha, feodal falan değilim, sadece uçup giden ve bir daha asla geri gelmeyecek yıllara üzülüyorum, matem tutuyorum sanki Allah sizi inandırsın. Eh bu üzüntünün arasında nasıl ‘Güle güle eski yıl , Hoş geldin yeni yıl’ diyebilirim ki. Sadece ‘Tüh, devrilip gitti yine koca 365 gün’ diyerek hayıflanıyorum. Rahmetli yayam derdi ki ‘Kış gelir istersin Yaz’ı. Ömrün geçiyor Allah’ın kazı’.


Bu, yeni yıl muhabbetinin bir tarafını çok seviyorum. Hani alış veriş merkezleri, mağazalar, caddedeler, yollardaki ağaçlar, oteller falan rengarenk ışıklandırılıyor, Noel ağaçları ile bir renk cümbüşü oluyor ya işte onları seyretmeye bayılıyorum. Bazı mega AVM’ler bu süs püs işini profesyonellere hazırlatıyor , işte onlar gerçekten görülmeye değer. Geçen yıl, bu süs püs işini görmek için İstanbul’a gittim, Nişantaşı’ndaki kırmızı halı ve yılbaşı şıklığını görmek için. Bendeki şans işte, süsleme sıradandı, Şişli Belediyesi’nin engeline mi takılmış neymiş.


Her neyse durum bundan ibaret. Şimdilerde bir hazırlık bir telaş var ya. 31 Aralık saat 24.00’de yaşlandırıp bir yılı uğurlayacağız ya, genç bir yıla da ‘Hoş geldin’ diyeceğiz ya. Sanki de bir yaş gençleşen bizmişiz gibi. Sahi nasıl bi gaflet bu!