Yönetimin son bir aylık çalışmalarının meclis üyeleriyle paylaşıldığı toplantıda konuşan ATB Başkanı Ali Çandır, küresel ekonomiden Türkiye ekonomisine, Antalya'nın ticari görünümünden tarımsal üretime kadar birçok başlıkta önemli değerlendirmelerde bulundu. Finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar, yüksek faiz oranları, ödeme göstergelerindeki bozulma, ihracat rakamları ve iklim değişikliğinin etkilerine dikkat çeken Çandır, üretim ve ticaretin sürdürülebilmesi için acil adımlar atılması gerektiğini vurguladı.
'DÜNYA EKONOMİSİ BELİRSİZLİKLERİN GÖLGESİNDE'
Küresel ekonomide yaşanan siyasi gerilimler, savaşlar ve korumacı ticaret politikalarının yalnızca ülkeleri değil üretici ve işletmeleri de olumsuz etkilediğini belirten Çandır, "2026 yılının ilk yarısında dünya ekonomisi, siyasi gerilimlerin, savaşların, korumacı ticaret politikalarının ve artan belirsizliklerin gölgesinde kalmıştır. Uluslararası hukukun ve diplomasi kanallarının zayıfladığı bu ortamın bedelini yalnızca ülkeler değil; üreticiler, işletmeler ve tüketiciler de ödemektedir. Artık dünyanın güç mücadelesi yerine iş birliğine, çatışma yerine diplomasiye, ticaret savaşları yerine adil ve öngörülebilir serbestleşmiş bir ekonomik düzene ihtiyacı bulunmaktadır. Çünkü siyasi belirsizliğin ve ekonomik korumacılığın devam ettiği bir ortamda ne kalıcı büyümeden ne yatırımların artmasından ne de toplumların refahından söz edebiliriz" dedi.
'KREDİ MALİYETLERİ SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL'
Türkiye ekonomisinin de küresel gelişmelerden doğrudan etkilendiğini ifade eden Çandır, "Resmî enflasyon yüzde 32 düzeyindeyken ve gelecek yıl yüzde 20'lere gerilemesi hedeflenirken, bankacılık sistemi kredi maliyetini yıllık ortalama yüzde 60 civarında tutmaya devam etmektedir. İşletmelerimizin gelecekte yüzde 20'ler seviyesinde olması beklenen enflasyona karşı bugün yüzde 60'ı bulan maliyetlerle borçlanması ekonomik açıdan sürdürülebilir değildir. Faizlerin bu derece yüksek kalmasını yalnızca enflasyonla mücadele politikasıyla açıklamak mümkün değildir" diye konuştu.
Tarımsal üretimin devamlılığı için desteklerin artırılması gerektiğini vurgulayan Çandır, "Tarımsal işletmelerimizin üretime ve yatırıma devam edebilmesi için Ziraat Bankası aracılığıyla kullandırılan hazine destekli kredilerin üst limitlerinin en az üç katına çıkarılmasını talep ediyoruz. Çünkü mevcut limit son üç yıldır sabit bırakıldı. Buna karşın üretim ve girdi maliyetleri geometrik hızla arttı" ifadelerini kullandı.
'KONKORDATO DOMİNO ETKİSİ OLUŞTURUYOR'
Yüksek faizle kullanılan kredilerin işletmeler üzerindeki yükü artırdığını belirten Çandır, "İşletmelerimizin bir bölümü faaliyetlerini sürdürebilmek ve mevcut yükümlülüklerini yerine getirebilmek için maliyetine bakmadan kredi kullanmak zorunda kalmaktadır. Ancak yüksek faizle alınan her kredi işletmenin üzerindeki yükü daha da artırmakta, konkordato ve iflas risklerini büyütmektedir. Konkordato ilan eden işletmelerin vergi, sigorta primi ve banka borçlarında öteleme yapılırken, mal ve hizmet aldığı reel sektör işletmelerine olan borçlarının ödenmeye devam edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Böylece bir işletmenin yaşadığı mali sorunların diğer işletmelere yayılması önlenebilir" dedi.
'ÖDEME GÖSTERGELERİ ANTALYA'DA DAHA FAZLA BOZULDU'
Antalya ekonomisine ilişkin verileri de paylaşan Çandır, "Çekle işlem hacmimiz geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 36 arttı. Ancak enflasyon dikkate alındığında bu artış reel anlamda oldukça sınırlıdır. Ödeme göstergeleri ise daha dikkat çekici bir tablo ortaya koymaktadır. Karşılıksız çek hacmi yılbaşından bu yana Türkiye genelinde yüzde 54 artarken Antalya'da yüzde 80 artmıştır. Sadece haziran ayında bu oran Antalya'da yüzde 107'ye ulaşmıştır. Protestolu senet hacmindeki artış da Türkiye'de yüzde 51, Antalya'da ise yüzde 72 olmuştur. Bu veriler, kentimizde işletmelerimizin nakit akışı ve ödeme gücündeki bozulmanın ülke ortalamasından daha belirgin olduğunu göstermektedir" diye konuştu.
Şirket kuruluşlarında girişimcilik eğiliminin sürdüğünü ancak işletmelerin ayakta kalabilmesi için uygun finansman koşullarına ihtiyaç duyulduğunu belirten Çandır, kredi kullanımındaki artışın ise yeni yatırımlardan çok işletme sermayesi ihtiyacından kaynaklandığını ifade etti.
'İHRACATTA ANTALYA GÜÇLÜ PERFORMANS GÖSTERİYOR'
Olumsuz ekonomik koşullara rağmen Antalya'nın ihracatta Türkiye ortalamasının üzerinde bir başarı sergilediğini kaydeden Çandır, "İlk altı ayda toplam ihracat Türkiye genelinde yüzde 4,6 artarken Antalya'da yüzde 11,4 yükselmiştir. Tarımsal ihracat artışında Türkiye ortalaması yüzde 3 iken Antalya yüzde 12,3'lük artış sağlamıştır. Değerli Türk lirasına, yüksek üretim maliyetlerine ve küresel pazarlardaki zorlu rekabet koşullarına rağmen ihracatını artıran üreticilerimizi ve ihracatçılarımızı yürekten kutluyorum" dedi.
'COP31 KALICI KAZANİMLARA DÖNÜŞMELİ'
İklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkilerinin her geçen gün daha fazla hissedildiğini ifade eden Çandır, "COP31'i yalnızca birkaç haftalık bir organizasyon olarak görmemeliyiz. Asıl başarı, konferans sonrasında Antalya'ya bırakacağı kalıcı kazanımlarla ölçülecektir. Suyunu verimli kullanan, atığını azaltan, doğal varlıklarını koruyan, yenilenebilir enerji kapasitesini geliştiren ve iklim değişikliğine karşı daha dirençli bir Antalya oluşturmak temel hedefimiz olmalıdır" diye konuştu.
Konuşmasının sonunda TOBB Türkiye 100 Programı başvurularının başladığını hatırlatan Ali Çandır, gerekli şartları taşıyan Antalyalı firmaları 14 Ağustos 2026 tarihine kadar programa başvurmaya davet etti.