Geçen hafta Türkiye’nin sanayi dönüşümünden bahsetmiştik. Bu hafta ise şehrimizin geleceği için kritik bir konuya, enerjiye bakmak istiyoruz. Çünkü Antalya’nın büyümesi ve turizmdeki başarısının sürmesi güvenilir ve ucuz enerjiye bağlı.
Şehrimizin enerji tüketimi özellikle yaz aylarında turizm sezonuyla birlikte zirve yapıyor. Yüz binlerce turistin konakladığı oteller, restoranlar, havalimanı ve alışveriş merkezleri gece gündüz elektrik tüketiyor. Klimalar, aydınlatma, havuz sistemleri, asansörler derken fatura şişiyor. Ama bu enerjinin nereden geldiğini düşünüyor muyuz? Büyük kısmı dışarıdan alınan doğalgaz ve kömürden üretiliyor.
Oysa Antalya’nın muazzam bir avantajı var: Güneş. Yılda ortalama 300 gün güneşli geçen bir şehirde yaşıyoruz. Bu potansiyeli değerlendirmek için geç kalmış sayılırız. Son yıllarda bazı oteller çatılarına güneş paneli kurmaya başladı. Hem elektrik faturalarını düşürüyorlar hem de Avrupalı turistlere “çevre dostu tesis” olarak tanıtım yapabiliyorlar. Ama bunlar henüz çok az sayıda. Düşünün, Lara’daki büyük otellerin çatıları, Konyaaltı’daki iş merkezleri, Kepez’deki fabrikaların damları, hepsi güneş paneli için ideal alan. Kendi elektriğimizi üretebilsek, hem paradan tasarruf ederiz hem de çevreye katkı sağlarız. Avrupa artık çevre konusunda çok hassas. Karbon salımı yüksek tesislere gelen turistler azalıyor, yeşil sertifikalı otellere talep artıyor.
Bir de elektrikli araç meselesi var. Dünya hızla elektrikli araçlara geçiyor. Avrupa’da birkaç yıl içinde benzinli araç satışı yasaklanacak. Antalya’ya gelen turistlerin çoğu Avrupalı ve artık elektrikli araçlarla gelmeye başladılar. Ama şehrimizde yeterli şarj istasyonu yok. Otellerin otoparkında, havalimanında, merkezi noktalarda şarj istasyonları yaygınlaşmalı. Belediye otobüsleri ve taksiler de elektrikli araçlara dönüşmeli. Hem hava temizlenir hem de yakıt maliyeti düşer.
Kış aylarında ise ısınma için doğalgaz tüketimi artıyor. Oysa güneş enerjisiyle desteklenen ısıtma sistemleri bu ihtiyacı azaltabilir. Özellikle okullar, hastaneler ve kamu binaları bu sistemlere geçebilir. Hem devletin bütçesi rahatlar hem de çevreye daha az zarar verilir.
Antalya aslında enerji konusunda örnek bir şehir olabilir. Güneş enerjisinde öncü, elektrikli araç altyapısında Türkiye’ye model, yeşil turizmin merkezi... Ama bunun için hızlı hareket etmek gerekiyor. Belediye, otelciler, küçük işletmeler, vatandaşlar, herkes bu dönüşümün parçası olmalı.
Geçen hafta anlattığımız sanayi dönüşümü için de temiz ve ucuz enerji şart. Antalya’nın güneş enerjisi potansiyeli muazzam. Bunu değerlendirirsek hem ekonomik olarak güçleniriz hem de gelecek nesillere daha temiz bir şehir bırakırız. Önümüzdeki yıllar, Antalya’nın enerji geleceği için belirleyici olacak. Güneşli şehrin güneşle buluşma zamanı geldi.