8-9 Nisan’da yapılacak olan Batı Akdeniz İhracatçıları Birliği (BAİB) genel kurulu öncesi başkan adaylığını açıklayan ihracatçı Mehmet Ali Can’ın beş hedefinden üçüncüsü Antalya’dan Katma Değeri Yüksek ürünlerin ihracatında sıçrama gerçekleştirmek. Tasarım, AR-GE, Yüksek Teknoloji ve marka ürünler. Bir araya gelince yüksek kazanç getiren ürünlerin ihracatı ve daha çok döviz.
Adaylığını açıkladığı gece birçok sektörde ürünün ham olarak ihraç edildiğini belirten Can, oysa gerçek kazancın ürünü işlemekten, tasarımla buluşturmaktan ve markalaştırmaktan geçtiğini söylemiş. Çok doğru bir görüş ve hedef.
Yıllar önce ham değil mamul ürün, yani buğday değil makarna, pamuk değil tekstil ürünü, patates değil patatesten mamul gıda maddesi işleyin ve ihraç edin, daha çok kar edersiniz, ülkeye de daha fazla döviz girer diye yazılarımla tarım sektörünü teşvik etmiştim.
Tarımsal mekanizasyon kavramını da 1970’li yıllarda benim nesil ekonomi yazarları gündeme getirmiş ve Ege Bölgesi ihracatında da bu konuda devrim niteliğinde çalışmalar yapılmıştı. Bugün Ege’den katma değeri yüksek çok sayıda ürün ihraç edilmektedir. Peki nedir katma değerli ürün ihracatı?
En basit tarifi ile ham madde veya düşük teknolojili ürünlerin işlenerek, tasarım, AR-GE, markalaşma ve yüksek teknoloji ile satış fiyatının artırılmasıdır. Ham madde maliyeti ile mamul ürün fiyatı arasındaki farkı, yani katma değeri en üst düzeye çıkaran ve ülkenin gelirini, istihdamını ve rekabet gücünü artıran ihracat türüdür.
Katma değerli ihracat, bir ürünün üretim sürecinde ham maddeden nihai ürüne dönüşürken eklenen ekonomik değeri ifade eder. Bu tür ihracat, ürünün tasarım, teknoloji, yenilikçilik ve markalaşma gibi unsurlarla zenginleştirilmesi sonucu elde edilen yüksek katma değeri içerir.
Katma değerli ihracatın özellikleri; Tasarım ve yenilikçilik: Estetik ve işlevsellik açısından üstün tasarıma sahip ürünler, piyasada daha fazla talep görerek katma değerini artırır. Markalaşma: Güçlü bir marka imajına sahip ürünler, tüketiciler tarafından tercih edilerek rekabet avantajı elde eder. Ar-Ge yatırımları: Araştırma ve geliştirme faaliyetlerine yapılan yatırımlar, ürünlerin yenilikçi özellikler kazanmasını ve katma değerinin yükselmesini sağlar.
Katma değerli ihracatın avantajları:
Ekonomik büyüme: Yüksek katma değerli ürünlerin ihracatı, ülke ekonomisine daha fazla gelir sağlar. Rekabet gücü: Uluslararası pazarlarda rekabet avantajı elde edilerek pazar payı artırılır. İstihdam artışı: Nitelikli iş gücüne olan talep artar ve yeni istihdam olanakları yaratılır. Teknolojik gelişim: Ar-Ge faaliyetleri teşvik edilerek teknolojik ilerleme sağlanır. Sonuç olarak, katma değerli ihracat, ülkelerin ekonomik kalkınmasında ve uluslararası ticarette rekabet gücünün artırılmasında kritik bir rol oynamaktadır. Antalya’da bu potansiyel var.
Organize Sanayi Bölgesi’nde birkaç firmanın ihracatta markalaşma konusunda çalışmalar yaptığını duyuyorum. Genç ihracatçı Mehmet Ali Can’ın hedefi hayal olarak kalmamalı, desteklenmeli. Kazanan Antalya olur, Türkiye olur.