Antikanın kıymetini bilene!..

Çağ teknoloji çağı ama tutku antika!.. Paradoks desek değil, bunun adı sadece antika merakı. Şimdi bu da nereden çıktı demeyin. Zaman zaman düzenlenen müzayedeleri hatırlayın…Yüzlerce yıllık tarihi geçmişi olan mücevherler, adı antika olan dekoratif eşyalar veya tablolar, meraklısı tarafından büyük ilgi görmüyor mu? Müzayedeyi yöneten kişi ‘satıyorum, sattım’ deyip önündeki zile vuruyor ‘gong’, obje satılıyor.. Böylelikle miyonlarca liralık antikalar sahibini buluyor. O zamanlar ismi Dedeman olan otelin mutena salonunda izlemiştim düzenlenen müzayedelerden bir ikisini... Adı koleksiyoner olan kişiler kıran kırana fiyat arttırıyordu…

***

Nereden mi aklıma geldi, anlatayım. Gördüm ki askıda kıyafet ve ayakkabı dönemi başlamış. Hani askıda ekmek, askıda simit, ramazan aylarında askıda pideyi biliyorduk da, artık günümüzde askıda yaşam dönemi başlamış. Nereden nereye değil mi? Bu bir insanlık ayıbı. İşte askıda kıyafeti görünce aklıma müzayedeler geldi. Ne diyelim akçe meselesi. Kimi yaşam derdinde kimi de!..

***

Bir dost anlatmıştı klasik otomobillerin bulunduğu mekanı ve sahibinin adını... İsmi lazım değil. Yaşı genç, ruhu asar-i atika, tutkusu klasik otomobiller, harcanan avuç dolusu para. Yani pahalı hobi. Düşündüm de kimi eve ekmek götürme derdinde, kimisi de klasik otomobil derdinde. Peki yadırgadım mı? Ehh ama tabii paşa gönül bilir. Gelelim ‘Andersen’den Masallar’a... Bir hangar ve çevremde irili ufaklı klasik otomobilin arasında nostalji yaşıyorum. İlk bakışta bana hurda gibi geliyor. Ama cahilliğimden elbette. Ahı gitmiş vahı kalmış! Klasik otomobiller bana, ben onlara bakıyorum. Demek ki ekonomik açıdan belli bir noktaya gelen insanların tatmin olma çıtaları da kazançlarıyla doğru orantılı olarak yükseliyor, arayışlar başlıyor. Kazanç seviyesi yükseldikçe sıra hobilere, koleksiyonlara falan geliyor. Elbette onların bu tutkularımı pek anlayamıyorum, anlamaya çalışsam da...

***

Yaşlı olsalar da estetik olarak oldukça afili, şekilli görünüyorlar. Ve de bu pahalı hobi, gittikçe yaygınlaşan bir merak olmuş. Ama işte buraya bir virgül atmak gerekiyor. Zira klasik otomobilin bir orijinallik ölçüsü varmış. Hani meraklılarına uyarı. Eğer siz de klasik otomobile merak saldıysanız, el sıkışmadan önce ince eleyip sık dokumanız gerekiyormuş. Yoksa elde kalan sadece bir hurda yığını olurmuş. Bunu koleksiyoner söylüyor. Peki klasik otomobil ile antika otomobil arasındaki ince çizgi neymiş? Onu da meraklısı araştırsın bi zahmet. Mesela zamanın birinde üretilip az da olsa halen kullanılan Murat 124 gibi!.. Gülümsetiyor değil mi?.. Her neyse, ilk bakışta bana hurda yığını gibi görünen ve avuç avuç para harcanan bu pahalı tutkunun bir garip hikayesi de böyle. Ne bileyim ben belki bu bilgiler gün gelir gerekebilir... Gönlünüzce bir hafta olsun...