Asosyal pazarlamacı!

Hedef vermeden yazmak, isim vermeden sallamak, son zamanlarda bizim meslekte moda oldu. İki kelimeyi bir araya getirip konuşamayan, konuştuğunda ise genelde konusu belden aşağı olan bazıları köşe yazarlığına soyundu.
Gittiği gazetede kendisine verilen odaya kapanıp, akşama kadar internet oyunlarında sörf yapan; net zamparası, birkaç ay içinde siyaset bilimci, din alimi, spor adamı ve büyük düşünür haline dönüştü.
3 yaşında çocukların bile uçamadığını bildiği kuşları uçuran bir yeteneğe sahip bu arkadaşımız, kendi yaşam tarzını ve hayat görüşünü unutup insanların yaşam tarzlarına sallar oldu.
Kendi bahçesini temiz tutmayan komşu bahçesine eleştiri yapamaz. Yaparsa da cevabını alır.
Sosyal olmayan davranışları sergileyen birey, senin adın “Asosyal pazarlamacı “.
Kalabalık ortamlarda bulunmayı sevmeyen bu tipler için kimsenin olmadığı yerler her zaman ilgilerini çeker. Kalabalık ortamlarda genelde saklanma isteği içindedirler. Bu yüzden toplumdan zamanla kendilerini soyutlarlar. Aslında “pazarlamacı”nın yerine başka bir kelime kullanacaktım ama ayıp olur dosta düşmana diye düşündüm. Kendi küçük dünyanda kanatlarının altına girdiğin ve gözünde büyüttüğün şahsiyetle hala dünyanın sizin etrafınızda döndüğünü sanıyorsunuz.
İçinde bulunduğunuz “İN”de
En uzağa siz gidiyor, en yükseğe siz çıkıyor, en uzağa siz tükürüyorsunuz. Aslında en iyi yaptığınız iş tükürmek. O yüzden kelinizi şapka ile ayağınızdaki kiri de terlikle saklarken teşhir oluyorsunuz.
2 yıl öncesine kadar 10 yıldır giydiği ve asıl rengini kendisinin bile unuttuğu kazaklarla insan içine çıkan şahsiyet. Şimdilerde çakma ürünlerle kendisini fasulyeden nimet sanıyor.
Bu dünyada hiçbir şey insanoğluna baki değildir. Allah’ın sopası yok.
Bu gün tepede olduğunu sananlar, yarın dipte olduğunda şaşırmamalı.
Birilerinin yazıp senin isminle yayınladığın yazıların ve başkasının gazetesiyle yaptığınız hovardalık günleri bitebilir. O zaman kötülük yaptıklarınız, kırıp üzdükleriniz size şefkatle kucak açmayacak.
Bulunduğunuz hayal ortamında çırılçıplak kalacaksınız. Kimse yüzünüze bakmayacak.
O zaman kır kahvesinde kendiniz anlatıp kendiniz dinleyecek ve “ Bir zamanlar ben gazeteciydim” diyeceksiniz. Ancak o kahvede bulunanlar size malum yerleriyle gülecek.
Aklınızı başınıza alın önce aynaya sonra da işinize bakın.