Leonardo'nun Antalyaspor'u beklediğimden iyi başladı maça. Önde baskıyla rakibini bunaltan kırmızı beyazlılar, kaptıkları toplarla etkili olmaya çalıştı.
Ancak tıpkı önceki haftalarda olduğu gibi rakip ceza sahasında çoğalma noktasında sıkıntılar yaşıyor takım. Trabzonspor maçında da bunu fazlasıyla gördük. Türkiye'nin en kaliteli hücum hatlarından birine sahip olan kırmızı beyazlılar, gole ulaşma noktasında büyük sıkıntı çekiyorken Brezilyalı çalıştırıcının bu sorunu hala çözememiş olması takıma her geçen gün daha çok zarar veriyor.
Bırakın pozisyona girmeyi, orta sahayı geçmekte zorlanan bir takımdan ilk yarının son dakikalarında
yenilen golle yenik duruma düştü kırmızı beyazlılar. O dakikada yenen gole karşılık vermek mümkün olmayınca hak etmediği bir şekilde ilk yarıyı geride kapattı.
İkinci yarıya yine etkili başladı Antalyaspor. Maicon ve Eto'o ile net gol pozisyonlarını gole çeviremeyince futbolun değişmeyen yasası devreye girdi.
Atamayana attılar…
2-0'dan sonra beklenildiği gibi kopukluklar yaşandı. Trabzonspor, orta sahayı rahat geçmeye ve pozisyon sayısını arttırmaya başladı. Hal böyle olunca da puan almak her geçen saniye daha da zorlaştı.
Nitekim olmadı da! Maçın son dakikalarında Burak Yılmaz kendisinin 2'nci, takımının 3'üncü golü attı ve maç bitti.
Doğruyu söylemek gerekirse beklediğimden daha diri ve etkili bir takım gördüm sahada. Galibiyet için uğraştılar, denediler.
Hadi Salih'in sakatlığına alışmıştık da…
Nasri yok,
Menez yok,
Djourou yok,
Sandro yok,
Danilo yok,
Zeki Yıldırım yok,
Musa Nizam yok…
'Yok'ların sayısı bu kadar fazla olunca ve buna ne yazık ki Eto'o'da eklenince puanın 'var' olması biraz mucizeydi. Ve o mucize gerçekleşmedi.
Ümit edelim ki gelecek güzel olsun…