Atamızın çocukları mutlu mu?

Çocuklarımızın, geleceğimiz için hazırlanan vatan evlatlarının içleri günlerdir kıpır kıpır. Yerlerinde duramıyor, coşkulular. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün onlara hediye ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı günler öncesinden kutluyorlar. Her yer 23 Nisan, her yer Bayram. Çocuklarımız umutlu mutlu, yürekleri coşku dolu 'Güzel günler göreceksiniz çocuklar, güneşli günler göreceksiniz'…

* * *

Ve fakat Atamızın çocukları mutlu mu acaba? Kaygıları, korkuları var mı? Geleceklerinden emin mi? onların dünyalarına gerektiği gibi girebiliyor, onları gerektiği gibi anlayabiliyor muyuz? Peki tanıyor muyuz onları, yaşam denen bu hengamenin içerisinde.

Bayram kutlamaları nedeniyle bizim Nostalji tramvayı sabah seferlerine bir buçuk saat ara verince, gazeteye yürüyerek gidiyorum. Cadde boyunca çocuklarla yürüyorum. Ulu Önder Atatürk'ün kendilerine armağan ettiği bayramı coşkuyla kutlayan, yüzleri gülen coşkulu pırıl pırıl çocuklarla yürüyorum. Onların o çocuk enerjisini alıyorum, bazılarıyla minik sohbetler yapıyoruz. Derken...

Hayatımda ilk kez ayakkabımı boyatıyorum. Bizim Kaleiçi'nin çocukları. Bir grup çocuk, ne bileyim sanki 9-10 yaşlarında az çelimsiz, sanki bayram sevincini yaşamıyor gibiler. Bir tanesinin elinde, kutudan bozma derme çatma ayakkabı boyama kutusu mu ne demeli bilemedim. Bildiğim gördüğüm o ki; sabah mesaisine başlamış bencileyin. 'Hadi benim ayakkabılarımı boya' diyorum seviniyor gibi. Adı Tolga.

Boya kutusunu açıyor, fırçasını çıkarıyor da, merak ediyorum o kocaman fırça, Tolganın çelimsiz ellerine sığacak mı. 'Çocuk, ayakkabımı bozmadan boyarsın dimi' diyorum. Tolga kendinden pek emin 'Merak etme' diyor ve ciddiyetle işini yapıyor. O ayakkabımı boyarken, ben onu ve yanında ki arkadaşlarını izliyorum. Tolga okula gidiyor mu acaba, kaçıncı sınıf, derslerinin durumu ne?

* * *

O fırçasıyla uğraşırken, ben bilmediğim tanımadığım Tolgaları düşünüyorum, çocuk istismarlarını düşünüyorum, onların hayatlarını karartan insanlıktan nasibini almamış sözde insanları düşünüyorum, çocuk gelinleri düşünüyorum da, acaba diyorum 'Atamın çocukları mutlu mu?'

Tolga işini bitiriyor ben de parasını veriyorum. 'Bu paranın üstü ben de yok' diyor, çocuk saflığı ve dürüstlüğü ile 'Yoksa üstü kalsın be Tolga'...