​Avusturya da fikri firar mı yok?


‘arkadaş, sen Viyana da oturmaya devam et,
Dış ve askeri politikaları tek başına karara bağla,
Macar asillerini imparatorluk topraklarının ikinci egemen sınıfı olarak kabul et,
İç işlerimde serbest bırak,
Para birliğini işlet,
Bana sınai malzeme sat, benden tarım ürünleri al,
Gümrük birliği kur, Berlin’den uzak dur,
Ama Alman kültürünü ihmal etme.’
Viyana bu teklifi kabul etmek zorunda ve durumundaydı çünkü Berlin, Prusya’dan daha yeni temiz bir dayak yemişti. Tuna nehri boyunca Ruslar mızıldanıyordu. Türk tehlikesi ile (Osmanlı değil) dengelediği Orta Avrupa hakimiyeti çoktan erozyona uğramıştı. Çünkü Türkler artık ne Güney Avrupa da ne de Balkanlarda artık egemen güç değildi. 1878 de Bosna Hersek de fiilen Hasburg hanedanın kontrolüne geçince, İstanbul’un Avrupa da oynayacak kartı kalmamıştı. Ayakta kalması Batılı devletler ve özellikle Avusturya-Macaristan monarşisi sayesindeydi.
Balkan savaşları her ne kadar Osmanlı imparatorluğunun tabutuna çakılan son çivi ise de, aynı savaş Viyana’nın sonunu getirecekti. Sözüm ona Batı Balkan coğrafyasının hamisi takılan Hasburg’a kimse bir şey sormamıştı. Küçücük Karadağ devleti bile Osmanlı’ya meydan dayağı atarken ‘Acaba Viyana bu işe ne der?’ diye kaygılanmamıştı. Tüm Batı balkanlar avuçlarının içinden kayıp gidiyordu, birazcık Bosna’yı biraz da Arnavutluk topraklarını o da İtalyanların yardımı ile elde tutmayı beceren Monarşi. Burnuna kadar b.ka batmıştı. İçerde Sırplar üçüncü egemen unsur olmak istiyorlardı, onları yakından Hırvatlar takip ediyordu. Polonya Ukrayna üzerinde Ruslara kafa tutsa da asıl hedefi Viyana’dan kurtulmaktı, Slovaklar Macarlardan işkilleniyor her ikisi de Romanya’dan nefret ediyorlardı, Slovenler İtalyanlara yakın duruyor Çekler ise Almanlara kök söktürüyordu…
Böylece başlayan Büyük savaş(1914-1918) dünya da ilk ve son örnek olan duble monarşiyi tarihe gömecekti.(Avusturya-Macaristan)
Ki o idare tarzı, bir ara tüm Avrupa da önemli ekonomik ve siyasi gelişmelere, refahın artışına, demokratik kurumların yerleşmesine, insan hak ve hürriyetlerinde ki serbestleşmeye zemin hazırlamıştı.
Hasburg hanedanı yaklaşık 3 asır hüküm sürdüğü topraklardan adeta atılmıştı, ama kurumları, gelenekleri yaşamaya devam ediyordu.
Bu gün Avusturya da bu dönem tarihi enine boyuna araştırılır, tartışmalar yapılır. Aristokrat davranış saygı görür ama iktidar olamaz. Bu gün Avusturya da kim ‘Hasburgları geri getireceğiz’ ya da biz yeni Hasburglarız’ derse mahallenin delisi muamelesi görür.
Millet güler geçer…