TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Antalya Şube Başkanı Ebru Kaçın, 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmesi planlanan B-Reçete uygulamasına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Kaçın, uygulamanın izlenebilirlik ve güvenli gıda hedefleri açısından doğru bir amaç taşıdığını ancak mevcut haliyle sahada uygulanabilir olmadığını belirterek, “B-Reçete uygulaması mevcut haliyle acilen geri çekilmelidir” dedi.
Sürdürülebilir tarımsal üretim, gıda güvenliği ve halk sağlığının vazgeçilmez olduğunu belirten Kaçın, “Üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması, izlenebilirliğin artırılması ve temiz, güvenilir gıdaya erişim konusundaki görüşlerimizi her fırsatta kamuoyuyla paylaşmaya devam ediyoruz. Sürdürülebilir tarımsal üretim, gıda güvenliği ve halk sağlığı açısından vazgeçilmezdir” ifadelerini kullandı.
'PİLOT UYGULAMALAR YENİ SORUNLAR YARATTI'
B-Reçete sisteminin bir süredir pilot bölgelerde uygulandığını hatırlatan Kaçın, “İzlenebilirliğin artırılması ve pestisit kalıntılarının azaltılması amacıyla gündeme getirilen B-Reçete sistemi, mevcut haliyle temel hedeflere katkı sunmak yerine sahada yeni sorunlar yaratmıştır. Bu nedenle 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmesi planlanan B-Reçete uygulamasının mevcut haliyle acilen geri çekilmesi gerekmektedir” diye konuştu.
'ÜRETİCİLERİN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU SİSTEME KAYITLI DEĞİL'
Sahada ciddi eksiklikler bulunduğunu belirten Kaçın, üreticilerin önemli bir bölümünün sisteme kayıt yaptırmadığını söyledi. Kaçın, “Bugün itibarıyla üreticilerin büyük çoğunluğu sisteme kayıtlı değildir. Kayıtlı olan üreticiler açısından ise en önemli sorunlardan biri, üretimini yaptıkları birçok bitki türünde ruhsatlı etkili madde bulunmamasıdır” dedi.
Özellikle süs bitkileri üretiminde ruhsatlı ürün sayısının yetersiz olduğunu ifade eden Kaçın, “Üreticinin mücadele edebileceği ruhsatlı ürün bulunmadığı koşullarda sistemin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Sorunların üzeri örtülmemeli, sahadaki gerçekler görmezden gelinmemelidir” ifadelerini kullandı.
'SİSTEM BU HALİYLE ÇOK HANTAL'
B-Reçete sisteminin işleyişine ilişkin örnekler veren Kaçın, uygulamanın üretici ve bayiler açısından ciddi zaman kaybına neden olacağını söyledi.
“Sistem şu anda uygulanabilir değil. Bırakın kolaylığı, bir personel alsanız sadece bu işlemleri yapması için, şu haliyle o da uygulanabilir değil” diyen Kaçın, üreticilerin ilaç alabilmek için e-Devlet üzerinden birçok işlem yapmak zorunda kaldığını söyledi.
Kaçın, “Üreticinin cebine bir kod geliyor, reçetesi yazılıyor, e-Devlet'e giriyor ve kullandığı ilacı sisteme düşmek zorunda kalıyor. Yeni bir ilaç yazdırabilmesi için de bunu tamamlaması gerekiyor. Üreticilerin önemli bir kısmı akıllı telefon kullanmıyor. Üretim yaşımız 58'e geliyor. Sistem şu haliyle çok hantal ve uygulanabilir değil” dedi.
'5 İLAÇTA BİLE SORUN ÇÖZÜLMEDİ'
Mevcut uygulamada yalnızca 5 aktif madde için reçete zorunluluğu bulunduğunu belirten Kaçın, “Bugün yalnızca 5 aktif madde için reçete zorunluluğu bulunmasına rağmen sistemde çok sayıda aksaklık yaşanmaktadır. Bu kadar sınırlı bir uygulamada dahi sorunlar çözülememişken, reçete zorunluluğunun tüm bitki koruma ürünlerine yayılması halinde sürecin sahada içinden çıkılmaz bir hale dönüşeceği açıktır” diye konuştu.
'REKOLTE KAYBI VE FİYAT ARTIŞI YAŞANABİLİR'
Uygulamanın mevcut haliyle yürürlüğe girmesi durumunda üretimde ciddi sorunlar yaşanabileceği uyarısında bulunan Kaçın, “Üreticilerin yalnızca sınırlı bir bölümünün sisteme kayıtlı olduğu dikkate alındığında, uygulamanın mevcut haliyle yürürlüğe girmesi üretimde aksamalara, verim ve rekolte kayıplarına neden olabilecektir” dedi.
Bunun sonucunda piyasada arz eksikliği oluşabileceğini belirten Kaçın, “Tüketicilerin gıdaya erişiminde sorunlarla karşılaşılması ve fiyat artışlarının gündeme gelmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir” ifadelerini kullandı.
'İLAÇ KALINTILARININ AZALTILMASINI BİZ DE İSTİYORUZ'
Basın mensuplarının pestisit kalıntılarıyla mücadeleye ilişkin sorularını da yanıtlayan Kaçın, uygulamanın temel amacına karşı olmadıklarını vurgulayarak şunları söyledi: “Bizler de bunun önüne geçilmesini istiyoruz. Üreticinin bilmeden kullandığı fazla doz ya da gereksiz karışımlar hepimize sağlık sorunu olarak geri dönüyor. Hepimiz aynı gıdayı tüketiyoruz. Bu sistemin amacı gerçekten bunu önlemek. Biz de uygulanabilir bir sistemi destekliyoruz ama şu haliyle uygulanabilir değil” şeklinde konuştu.
'BİR REÇETEDE TEK İLAÇ YAZILMASI SAHAYA UYGUN DEĞİL'
Tarımsal mücadelede çoğu zaman birden fazla hastalık ve zararlıyla aynı anda mücadele edildiğini belirten Kaçın, “Bizler bir hastalık ya da zararlı tespit ettiğimizde onun yumurta, larva veya ergin dönemine göre farklı mücadele yöntemleri uyguluyoruz. Mevcut sistemde sadece bir reçetede bir ilaç çıkılabiliyor. Çapraz uygulama yapamıyoruz. Aynı anda farklı hastalıklarla mücadele ettiğimiz durumlarda bu sistem sahadaki gerçeklerle uyuşmuyor” dedi.
'ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ÜRETİMİN BEYİN TAKIMIDIR'
Toplantıda ziraat mühendislerinin sektördeki rolüne de değinen Kaçın, “Bizler bir firmanın temsilcileri değiliz. Gerçekten mesleğini doğru yapmak adına çalışan meslektaşlarız” dedi.
Korkuteli'nde geçtiğimiz aylarda yaşanan sel felaketlerinde zarar gören seraları örnek gösteren Kaçın, “Yıkılan seraların hiçbirinde bir ziraat mühendisinin projesi yoktu. Oysa biz tarımsal yapıların yönünü, meylini, ışık alma açısını, sulama sistemlerini hesaplayarak üretim sahalarını planlıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Biz üretimin en önemli parçalarından birisiyiz. Biz beyin takımıyız. Üretimin nasıl yapılması gerektiği konusunda üreticiye önder olmak zorundayız” diyen Kaçın, tarımsal üretim yapılan işletmelerde ziraat mühendisi çalıştırılmasının zorunlu hale getirilmesi gerektiğini savundu.
ÜYELİK ÇAĞRISI YAPTI
Antalya'da Ziraat Mühendisleri Odası'na kayıtlı 3 bin 876 üye bulunduğunu açıklayan Kaçın, odaya kayıt yaptırmayan ziraat mühendislerine de çağrıda bulundu. Kaçın, “Bugün yasal olarak özel sektörde çalışan ziraat mühendislerinin Ziraat Mühendisleri Odası'na kayıt olması zorunludur. Bunun takip edilmesini istiyoruz” diye konuştu.
'ÖRTÜ ALTI ÜRETİMİN YÜZDE 48'İ ANTALYA'DA
Antalya'nın tarımsal üretimdeki önemine dikkat çeken Kaçın, “Türkiye'deki örtü altı tarımsal üretimin yüzde 48'i Antalya'da gerçekleştiriliyor. Antalya'nın yaş sebze üretimi ve ihracatındaki öncü konumu dikkate alındığında, doğru planlanmış bir izlenebilirlik sisteminin hem gıda güvenliğine hem de ihracata önemli katkılar sağlayacağı açıktır” dedi.
Kaçın, açıklamasını, “Mevcut koşullar altında B-Reçete uygulamasının yürürlüğe girmesi faydadan çok zarar doğurma riski taşımaktadır. Teknik altyapı eksiklikleri giderilmeli, üreticilerin kayıt süreçleri tamamlanmalı ve sistem sektörün tüm paydaşlarının görüşleri doğrultusunda yeniden tasarlanmalıdır” sözleriyle tamamladı.