Başka kurtuluş yok
Bu ülkenin gençlerini, Atatürk'e düşman yapanlara söylenecek söz çok.
Atatürk düşmanlarına bir kez daha ifade etmeye çalışalım.
31 Temmuz 1920, Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Ya İstiklal Ya Ölüm' diye seslendiği ve akabinde 'Fakat ölmeyeceğiz, istiklalimizi muhafaza ederek yaşayacağız ve milletimizi daima müstakil görmekle bahtiyar olacağız!' dediği gündür.
Bugün, Kurtuluş Savaşı meşalesinin yakıldığı günün 100'üncü yılıdır.
Büyük Taarruz emrini verdikten sonra Afyon Şuhut'a gelen Atatürk, burada bir evi, geçici karargah olarak kullanmış, taarruz planlarını gözden geçirmiş, birkaç saat dinlendikten sonra Kocatepe'ye hareket etmiş ve sabah 05,30'da topçu ateşiyle Büyük Taarruzu başlatmıştır.
Ve Nazım Hikmet, Kurtuluş Destanı'nda Mustafa Kemal Atatürk'ü şöyle anlatmıştır;
'Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında
birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar: 'Üç' dediler,
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar
İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon ovasına atlayacaktı.'
* * *
Osmanlı'nın iktisadi alanda da tükenmiş idaresine kesin noktayı koyan ve yepyeni bir devletin temellerini atan Mustafa Kemal Atatürk, iktisadi kalkınma için de düğmeye basacaktır. İzmir'de toplanan İktisat Kongresi'nde Atatürk yaptığı konuşmada, 'Savaşın zaferle sonuçlandığını ancak gerçek kurtuluşun iktisadi gelişme ve kalkınma ile olacağını' anlatır. Aylar sonra kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsız ve egemen bir devlet olmasının özü de işte bu Kongre'nin sonuçlarında ifadesini bulacaktır.
Cumhuriyet'le birlikte iktisadi alanda büyük başarılar sağlandı.
Beklentimiz, Mustafa Kemal Atatürk'ün yarattığı değerlere bugün her zamankinden daha fazla sarılmak, sahip çıkmaktır.
Başka kurtuluş yok!
Böyle biline.