​Baykal daha ne desin!


İçindeki dengesizlik ve korku, sözlerine ve davranışlarına yansıyor. Sayın Kılıçdaroğlu’ndaki tutarsızlık artıyor. Seçmen ile yıldızı bir türlü barışmadı. Yenildikçe güreşe doymayan güreşçi gibi. Genel, yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybetti. Şimdi dördüncü defa ve bu kez ülkemiz açısından hayati önemi olan genel seçimi kaybedeceği kesin belli, ama Sayın Kılıçdaroğlu bu sefer de kalayım, yenilirsem gideceğim diyor.
Kılıçdaroğlu’nun vakti bol olabilir. Ama CHP tükeniyor. Ülke tükeniyor. Sayın Kılıçdaroğlu’nun tükenmesi söz konusu değildir. Çünkü daha fazla tükenemez. Dibe vurdu. Bu dibe vuruş CHP’ye zarar veriyor. Seçim yenilgilerine kılıf uydurmakla meşgul olan Kılıçdaroğlu’nun ise cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sandığa gitmeyenleri suçlaması tam bir fiyasko idi.
CHP Genel Başkanı olmak bu kadar ucuz mu? Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan Başbakan iken Sayın Kılıçdaroğlu’na “ böyle genel başkanlık olmaz, diye hitap ederken haksız değilmiş. Koltuğa bu kadar yapışıklık siyasi bir lider olduğunu iddia eden kişiden beklenen bir şey değildir. Sorumluluk sahibi bir genel başkan olsaydı Sayın Deniz Baykal’ın uyarılarını ciddiye alırdı.
Sayın Baykal’ın “başarı vaat eden bir yönetime ihtiyacımız var” demesini ciddiye almak gerekir. Hayatını siyasete adamış olan Sayın Baykal’ın tecrübe ve bilgisinden vazgeçmek, CHP’nin yararına olmadığı gibi Sayın Kılıçdaroğlu’nun da bindiği dalı kesmesi demektir.
CHP Genel Başkanı Sayın Baykal, parti içi çekişmelerin hakaret ve husumet siyasetine dönüştüğüne vurgu yaparak, CHP’nin yönetimindeki aksaklıkları dile getirdi, ama Sayın Kılıçdaroğlu gerçeklere kulaklarını tıkama siyasetine devam ediyor. CHP Genel Başkanı Sayın Baykal’a cevap vermektense, onunla çatışmaya girmektense, Başbakan Davutoğlu’na ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yükleniyor.
Sayın Kılıçdaroğlu’nun davranışı ilk bakışta makul ve normal görünebilir. Fakat parti içindeki eleştirilere cevap vermemek, hiçbir şey yokmuş gibi başka konuları gündeme taşımak, bir korkunun eseridir. Koltuğa yapışık olmayan Sayın Kılıçdaroğlu’nun koltuğu kaybetme korkusudur bu!
Sayın Baykal’ı ciddi rakip, ama kendisini iktidarın karşısında zayıf rakip olarak gördüğü ve seçimi zaten kaybedeceğine inandığı için, hiç olmazsa parti içindeki koltuğa bağlı olan konumunu korumanın yollarını arıyor.
Sayın Baykal uyarılarını yerelden-genele haklı olarak devam ettiriyor: Parti içindeki gelişmeleri kastederek düşmanlık, saygısızlık, hakaret olmaz diyor ve son 2,5 yılda parti içinde bunların arttığını kaygıyla izlediğini belirtiyor.
CHP’nin siyasi duayeni Genel Başkan Baykal CHP yönetimini hizaya getirmeye çalışıyor. Bütün bilgisini, tecrübesini, demokrasiye olan inancını ortaya koyarak, CHP’nin kan kaybetmesine karşı mücadele ediyor. Sayın Baykal’ın mücadelesini anlamak ve desteklemek, kanımca bugün CHP’lilerin en önemli ödevi ve umududur.
Sayın Kılıçdaroğlu AKP’nin genel seçimde yemeğe hazırlandığı balığın başıdır! CHP’nin önünü kapama siyasetinden medet ummaktadır. Partinin ağır toplarını küstürmüştür. Bir taraftan Erdoğan’a “diktatör” derken, kendisi CHP’nin başına diktatör kesilmiştir. Türkiye’nin selametle demokrasiye yeniden yüzünü çevirmesi için deneyimli vatansever ve demokrat Baykal’a ülkenin ihtiyacı vardır. CHP, sahip olduğu bu cevheri yeniden keşfetmeyi bir an önce başarmalı, Kılıçdaroğlu döneminde ortaya çıkan parti içerisindeki bölünmüşlüğü, Baykal’ın etrafında kenetlenerek yok etmeli ve seçimlere dek gövde halinde girmelidir. Partiden ihrac edilen, küsüp kendisi gidenleri de yeniden CHP bünyesine katmalı, buna karşın CHP’yi içinden vuranları, bölenleri, gerçekten partinin kapısının önüne koymalıdır.