​Ben Bir Ceviz Fidanıydım


Hayal ağaçlarımızın meyvelerini beşeri hayatta toplarken, o hayalleri kuranların hissettiğini ancak yine hayal edebilenler anlar. Hayal kurmayı unutan insandan her şey olabilir, ama bir idealist olamaz. Şairler, ressamlar, filozoflar, bestekarlar; hayal dünyasından kopup bu dünyaya tesadüfen düşenlerdir. Onların sayesinde görünen dünya güzelleşir.
Evlatlarınızı doktor, mühendis, avukat olsun diye değil, hayalci olsun diye yetiştiriniz. Onlara hayal kurmayı öğretiniz. En zor koşullarda hayallerinden vazgeçmemelerini tembih ediniz. Çünkü insanlık, hayalci evlatlarının, onların ideal hedeflerinin meyvesidir.
Hayalleri öldürmek insanı öldürmektir. Hayalleri korumak, insanı sevmektir. İnsan sevgisi en güzel hayaldir. Hayal dünyasının verimli ovalarına, vadilerine, çayırlarına hayal tohumlarının serpilmelerine olanak sağlamak, insalığı kurtarmaktır.
Hayalciler idealin peşindedir. Dünyayı verseniz hayallerini satmazlar. Çünkü onlar hayallerin en büyük servet olduğuna inanırlar. Kimilerine göre ahmaktırlar, budaladırlar. Fakat hayal aleminin sihirli şerbetinden içmiş olan bir insan için asıl budalalık hayallerden vazgeçmektir.
İnsanlık, idealist evlatlarına borçludur her şeyi. Etrafımızda güzel olan ne varsa, onları hayalci evlatlarımıza borçluyuz. Onların irili ufaklı, başlangıçta alay edilen hayal ve ideallerinin sonradan insanlığın bünyesinde yaşamasından memnun olanlar çoğunluğu oluşturur. Böylece hayaller insanlığı yaşatmaya devam eder.
Düşünüyorum o zaman varım, diyor filozof; halbuki hayal ediyorum o zaman varım demeliydi. Çünkü her her şey önce bir hayaldi. Düşünmek bile! Düşünmeyi düşünemeyiz, onu ancak hayal edebiliriz. Düşünceler hayallerden ilham alır. Ama düşünceler yeni hayallerin de ilhamıdır.
Düşünce beşeri dünyanın, hayaller semavi dünyanın amelleridir. Orası ve burası, yukarısı ve aşağısı, bu taraf ve öbür taraf; adına siz ne derseniz deyiniz, ikisi arasındaki irtibatı kuran hayallerdir.
Benim de bir hayalim vardı. Şu dünyada dikili bir ağacım olmasını hayal ettim. Herhangi bir ağacı değil, bir ceviz ağacının hayalini kurdum. Onu ellerimle dikecektim, koruyacaktım, kollayacaktım, suyunu verecek ve güneşin altında büyümesini seyredecektim. Yaşlanınca onun gölgesinde serinleyerek, vakit geldiğinde ceviz ağacımın gölgesinde serinlerken dünyaya veda edecektim.
Bir hayalim daha vardı. Mutlu, huzurlu, sağlıklı ve bağımsız yaşlıların çoğalmasına yardımcı olacaktım. Çünkü etrafımda gördüğüm yaşlılar hayallerimi yok edecek kadar kötü şartlarda yaşıyor, hasta, bakıma muhtaç ve yoksul olarak ölüp gidiyorlardı. Onlara bir ceviz ağacı lazımdı. Kimilerine göre adı gerontolojidir, benim hayal alemimdeki adı ise ceviz ağacıdır.
Hayalimdeki iki ceviz ağacını beşeri dünyada dikmeyi başardım. İkisini de ellerimle diktim. Korudum, kolladım, suladım. Her birinin ayrı ihtiyaçlarını karşıladım. Güneşin altında şimdi serin gölgeleriyle huzur ve mutluluk dağıtıyorlar. Kalbimde taşıdığım iki ceviz fidanım da bugün meyve vermeye başladı. Onların cevizlerinin tadını damağınızda ve dimağınızda hissedemezsiniz. Eğer hayal dünyama gelirseniz, beni orada ziyaret ederseniz, ancak o zaman ceviz ağaçlarımın meyvesinin lezzetini gönlünüzde tadabilirsiniz.
Ceviz ağacımın önce birini, sonra diğerini onun önüne ellerimle ektim. Şimdi iki ceviz ağacı yan yana büyümeye devam ediyorlar. AÜ Gerontoloji Bölümü binasının hayalini somut projeye dönüştürüp inşaatına başlandığında, bir ceviz ağacı fidanı aldım ve onu inşaat başladığı gün ektim. Büyümesi için her imkanı sağladım. O da maşaallah kendi imkanlarını zorladı ve bugün kocaman bir ceviz ağacı oldu. İkisiyle de gurur duyuyorum.
Şimdi ceviz ağacımın dallarına bir kuş yerleşti. Yuva yaptı ve yavrularını yetiştiriyor. Benim ceviz ağacım bir fidandı, dal verdi budaklandı ve bir kuşa ev sahipliği yapıyor, gölgesinde minik kuşlar geleceğe kanat çırpıyor.
Hayallerimizin kanatlarını kırarsak, ceviz ağaçlarımızı kesmiş oluruz. Ben, Gerontologların ve herkesin gönlünde bir ceviz ağacı olduğuna inanıyorum.