Bildiklerimizin bilinmeyenleri!

Geçmişte de böyleydi, bugün de böyle. Yarın da böyle olacak şüphesiz. Kişisel tercihlere saygı duymak gerekiyor. Ne geçmişte, ne de gelecekte fark etmeyecek. Her zaman gücün yanında olmak, yanında olduğu gücün kuvvetinden yararlanmak isteyenler çıkacaktır. Bu bilim adamı da olur, yazar da olur, hatta sporcu da olur. Sanatçılarda dabu eğilim fazladır ve örnekleri çoktur. Yazmama gerek yok, hepimiz biliyoruz kimler olduklarını. Bir de aykırı sanatçı var, dik duran, eğilmeyen, ama ne yazık ki susan ve üretmeyen.

Yıllardır duyduğumuz bir söz vardır; 'Sanatçı muhalif mi olmalıdır?' Kimine göre evet, kimine göre ise hayır. Kimi sanatçılar da katılır tartışmaya. 'Sanatçı kesinlikle muhalif değildir. Sanat, siyaset yapmaz.' diyenler vardır. Muhalif olmak tepki göstermek demek. 'Yani muhalefette isen, sistemi eleştiri ve kurulu düzene karşı tavır geliştirmek görevin olmalıdır' diyenler de çoğunluktadır.Bana göre sanatçı, farklı bir bakış açısı getiren, bizim görmediğimiz ya da görmek istemediğimiz gerçekleri söyleyen kişi olmalıdır.

Bildiğimiz insanların bilinmeyen yönlerini açığa çıkaran, doğruyu anlatanlar da çıkar. Örneğin bir gazetede skandal bir haber çıkar. 2013 yılında Elvis Presley ABD Başkanı Richard Nixon'a bir mektup yazar ve ABD'yi komünistlerden, hippilerden ve 'anti-Amerikan' olmakla suçladığı İngiliz rock grubu Beatles'tan kurtarmak için çalışmak istediğini bildirir. Bu hizmeti karşılığında ise Federal Ajan kimliği ister. Nixon bu ricayı kabul ederek Elvis'e ajan kimliği verir.

19 Haziran 1953'te komünist olmakla suçlanan karı koca gazeteci Rosennbergler elektrikli sandalyede idam edileceklerdir. Dünya bu iki suçsuz insan için ağlamaktadır. İnfazın gerçekleştiği gün, ABD Devlet Bakanı William A. Carol şu açıklamayı yapıyordu:'Rosenberglere suçu kabul etmeleri halinde telefona sarılacağımızı, hattın öbür ucunda bulunan Washington'a durumu bildireceğimizi, idamın durdurulacağını, cezalarının 30 yıl hapse çevrileceğini ve böylelikle de kendilerini hasretle bekleyen oğulları 6 yaşındaki Robert ile 10 yaşındaki Michael'e kavuşacaklarını söyledik…'

Peki onlar ne dedi?

Rosenberglerin cevabı değil Bakan Carol'u, tüm insanlığı delip geçen ve uzayda bir yerlerde asılı kalan cevaptı: 'İyi ama suçsuzluğumuza inanan milyonlarca insan ne olacak? Onlar bizim çocuklarımız değil mi? Böyle bir şeyi onlara nasıl anlatırız?'

Bu girizgahtan sonra, bizim de 'Bildiklerimizin bilinmeyenlerini' toplantılarda, kitaplarında, söyleşilerde anlatan ve tarihe ışık tutan bir Sunay Akın'ımız var. Aşk şarkılarının usta yorumcusu, bestecisi İlhan Şeşen ve Sunay Akın'ınTerraCity'nin konuğu oldukları edebiyat/müzik ve çokça da tiyatro olan dinletilerini izledim. İlhan Şeşen, 'Ellerimde Çiçekler' şarkısı milyonların dilinde bir sanatçımız. Dün alışveriş merkezi bu ve diğer şarkılarla inledi. Sunay Akın'ı ise ilk kez canlı performans dinledim. Bir anlatma, ifade ustası. O etkinlikte benim de ilk kez duyduğum öyle şeyler anlattı ki, şaşkınlığımızı gizleyemedik. Dinlediklerimi Cuma günkü yazımda sizlerle paylaşacağım.