Bilmediğini bilmek

Bilmiyorum. Emin değilim. Fikrimi değiştirdim. Yanılmışım... İnsan bunları söylemeyi neden bu kadar zor buluyor? İnsanlığın onca ilerlemesinden sonra hâlâ en çok korktuğumuz şeylerden biri, bir soruya cevap verememek.
Bir toplantıda, bir arkadaş sohbetinde, aile masasında ya da televizyon ekranlarında herkesin bir cevabı var. Herkes emin. Herkes kararlı. Sanki kararsızlık ayıp, yanılmak kusur, fikrini değiştirmek karakter zafiyetiymiş gibi davranılıyor. Yaşadığımız çağ, tereddütten hoşlanmıyor. Her konuda fikri olanları seviyor. Bir haber başlığından dış politikayı çözümleyenleri, birkaç dakikalık videolarla hayat dersi verenleri, hiç duraksamadan hüküm dağıtanları alkışlıyor. Şüpheye yer bırakmıyor.
Bir konuda durup düşünmek sabırsızlıkla karşılanıyor. İnsanlardan kısa sürede kanaat bildirmeleri, hatta hüküm vermeleri bekleniyor. Sorulara zaman ayırmak yerine kesin cevaplar üretiliyor. Tartışmalar da derinleşmeden kapanıyor.
İnsan hayatı kesin cevaplardan ibaret değil. İnsan, düşündükçe değişir. Bir zamanlar doğru bildiği bir şey, gün gelir eksik görünür. Yeni bir bilgi, eski bir fikri yeniden değerlendirmeyi gerektirir. Yanıldığını kabul etmek de insana öğrenme, gelişme ve güçlenme imkânı verir.
"Bilmiyorum" demek, her sorunun cevabına sahip olmadığını kabul etmektir. Bilmediği hâlde biliyormuş gibi konuşmaktan vazgeçmektir. "Yanılmışım" diyebilmek ise insanın gerçeği, kendi haklılığından daha fazla önemsemesidir, gerçeğe yaklaşma çabasıdır. "Fikrimi değiştirdim" cümlesi ise düşünmeye devam ettiğini gösterir.
Yanılma ihtimalini baştan reddeden insan, öğrenme ihtimalini de daraltır. Yeni bir bilgiye yer açmak için önce elindekinin eksik olabileceğini kabul etmek gerekir. Her cevabı baştan bilenlerin şaşıracak, merak edecek ve yeniden düşünecek pek az alanı kalır.
Kimse tereddüt eden doktora gitmek, kararsız yöneticiyle çalışmak, ne düşündüğünü bilmeyen birini dinlemek istemez. Emin insanlar güven verir. Bu yüzden çoğu kişi, cevabından emin olmadığı sorularda bile tereddüdünü saklamayı tercih eder. Zamanla emin görünmek, emin olmaktan daha önemli hâle gelir.
Yeni işe başlayan biri ne yaptığını tam olarak bilmez. İlk kez anne baba olanlar deneye yanıla öğrenir. Yıllardır aynı mesleği yapanlar bile bazen önlerine gelen bir dosyaya uzun uzun bakar, ne yapacaklarını kestiremez. İnsan, yolunu yürürken öğrenir. Deneyim, cevap aramayı sürdürme becerisidir. Kendinden emin görünen cümlelerin arkasında denemeler, hatalar ve kararsızlıklar vardır.
Büyümek, her sorunun cevabına sahip olmak anlamına gelmiyor. Yetişkinlik, bilmediğini gizleme sanatına dönüşmemeli. İnsanlar birbirini kesin cümlelerle susturmak yerine sorulara alan açabilse "Bilmiyorum ama öğrenebilirim" diyebilse konuşmalar da başka türlü ilerlerdi.
Her şeyi bildiğini sanmak kolay. Bilmediklerini fark etmek, öğrenmeye açık kalmak ve gerektiğinde "Bilmiyorum" diyebilmek ise emek istiyor.
En son ne zaman "Bilmiyorum" dedin? En son ne zaman yanıldığını kabul ettin? Hiç fikrini değiştirdin mi? Nasıl bu kadar eminsin?