Bir yol hikayesi…





İnsan dostunu da düşmanını da yol da öğrenirmiş.
Birisini iyi tanımak istiyorsan onunla uzun bir seyahate çık derler ya, işte o hesap
Davulun sesinin uzaktan hoş geldiği, dostu düşmana karıştırdığımız, zeytin dalıyla dikenli çalıyı uzatanı karıştırdığımız bu günlerde dostumuzu da düşmanımızı da öğrenmek nasip oldu bize.
Görünce yüzüne gülüp “ Nasılsın kardeş” diyenler, sendeki sıkıntıyı görünce kaldırım değiştirir olurlar birden.
Hiç önemli değil.
Anamızdan doğarken yalnızdık, sıkıntıdayken de tek oluruz ölürken de.
Üç tane riyakardan selam alıp sahte tebessümlerini görmektense mevcudu değerlendirip ense kulak yapma imkanımız var Allaha şükür.
İnsanın atadan babadan görgülü olması önemli bir olay.
Hazımsıza, yetersize, adam olmayana derdini anlatamazsın.
Dinler ama anlamaz.
Anlar ya da anlamamazlıktan gelir.
İnsanın iyi günü de kötü günü de gelir geçer önemli olan yola çıktıklarınla, kardeş, abi bildiklerinle yolunun ayrılmaması.
Biz gönül birliği, güç birliği için sırt sırta verdiğimiz adamı hiç satmadık, satmayız da.
Açlıktan ağızımız da koksa.
Başımız derde de girse bu hep böyledir, böyle de olacaktır.
Yol hikayesi yazarlarından birisi "Önemli olan gittiğiniz yer değil, yolculuktur. Yeter ki o yolculukta yanınızda kardeşiniz kadar yakın olabildiğiniz birisi olsun" der.
Bizim yanımızda kardeşimiz var.
Biz de onun yanındayız EVELALLAH
Gerisi ufak ayrıntı.
Birilerinin deyimi ile it ürür kervan yürür.
Bazen teker çıkar, bazen yakıt biter.
Ama sonuçta azimli insanlar hedeflerine her zaman ulaşır.
Dikkatinizi çekerim ”İNSAN” dedim.