Birkaç kelam!

Bugün az biraz canımız sıkılacak ama zaten sıkkın, bu da olsun kare kökü. Haftanın ortasında lafa yine orta yerinden girelim dedik, ne de olsa böyle icap ediyor. Misal vatandaşın gerçek halleri, malum ekonomik kriz enflasyonun rakamları değil; kirada, gıdada, kaybettiği hesap farkında. Dolayısıyla da insanların yüz ifadeleri anlatıyor gerginliklerini. Efendim, yapılan araştırmaya göre, takipteki kredi dosyaları son on yılda en yüksek seviyeye ulaşmış. Hal böyle olunca da kalp bu yükü kaldıramıyor ve kalbinden vuruyor, alın size kalp krizi. Bunun için araştırmaya falan da gerek yok, çevrenizi şöyle bi inceleyin neyin ne olduğu gün gibi aşikar. Bu yükü kalp kaldırmıyor beyler…

*

Ekonomi yönetimine göre, ekonomide işler yolunda galiba. Yani ortalık güllük gülistanlık. Madem öyle, yurttaşın dünyası neden alt üst olmuş, emekli neden toz duman? Bu koşullarda geçinmeye çalışan emekli, 20 bin haa küsuru da var lira aylıkla ayın sonunu nasıl getiriyor acep? Neden yine sokağa çıkmış da 'geçinemiyoruz' diyerek sesini Ankara'ya duyurmaya çalışır olmuş? Enflasyon farkıyla oyalanmaya çalışılan emekliler 'insanca yaşamak istiyoruz' derken ne demek istiyor sizce?

*

Dar gelirli neden sahada kaybetmeye devam ediyor, asgari ücrete ve emekliye ara zam neden konuşulmuyor acaba? Neyse herkes hissesi nispetinde anlar anlayacağını. Biz, emeklinin hali ile devam edelim, onlar yardıma muhtaç hale gelmiş. Siz söyleyin 20 bin lirayla bu ekonomik koşullarda nasıl yaşanır? Emekli öyle bir kısır döngü içine girmiş ki yetirip bitiremediği borç sarmalında, borçla yaşamak yaşam tarzı olmuş. Akla ziyan…

*

Ülkenin değerleri olan emekliler değersizleşirken, özgül ağırlıkları da maalesef yok olup gidiyor, görünen bu... Onların endişeleri ya 2027, 2026'yı aratırsa... Kaygı şimdiden başlamış. Geçin bunu, 16 milyonu aşkın emekli, hesap kitap yapmaktan yorgun düşmüş. Ya barınma krizine ne demeli, nasıl itiraz etmeli? Emekli yok mu sayılıyor ne? Emekçinin de emeklinin de durumu bu. Bu maaş kirayı, kiralar da asgari ücreti yuvarlayıp yutmuş. Bir maaş aylık kiraya yetmiyor; geçim değil, barınma krizi. İzahı mümkün olmayan zamların sıraya girdiğini de biliyoruz şükür! Bilemediğimiz bundan sonrası. Zaman geliyor yaşamı kendi haline, yani akışına bırakıyoruz. Kaygı, kuşku, endişe ile ilişiğimizi kesiyoruz ama işte o zaman da olanlar oluyor. Peki hayat, hep tetikte mi olmak demek? Affınıza sığınarak birkaç kelam da biz edelim dedik. Kalın sağlıcakla…