BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜYÜZ…
Bir toplumun en temel zenginliği kültürel ve etnik farklılıklardır. Bizler sahip olduğumuz fakat bunun farkına dahi varamadığımız bu zengin mirası her geçen bilinçsizce tüketmeye devam etmekteyiz. Ne demişler “hazıra dağ bile dayanmaz”. Hazırca, kolayca atalarımızdan aldığımız bu mirasın kıymetini bilemediğimiz için birbirimizi tüketme noktasına geldiğimiz aşikardır. Bir kısım mihraklar bunun farkına bile varmaktan aciz konumdadırlar. Çünkü, kaybedilen bir şeyi anlamak için öncelikle onun varlığının bilinmesi gerekir.
Sahip olduğumuz varlıklardan, zenginliklerden bihaber yaşayan toplum yapısında avantajımız olan özellikler dezavantaj gibi yansıtılmaktadır. Bunun neticesinde ise bir bütün olarak, tek yumruk bir şekilde küllerinden yeniden doğan bu ülkede, bugün geldiğimiz noktada ise maalesef ayrıştırma politikaları ile kardeşin kardeşi kırdığı bir süreç yaşanmaktadır.
Ab-ı hayat yerine kardeş kanı içenler yarınlara nasıl hesap verecekler? Arkada kendi torunlarının yaşayacağı bir ülke bırakmadıkları gibi, onların yaşayabilecekleri bir dünya bulabilecekler mi? Silah tüccarları başka ticaretler yaparak benzer kazançlar elde edemezler mi? Kardeşler arasına nifak tohumları ekip, çıkartılan savaşlarla mı yarınlara gidecek bu dünya?
Büyük resmi bakara tüm dünyada oynanan oyunları iyi görmeli ve kendi ayağımıza kurşun sıkmamalıyız. Unutmamalı ki kendi içimizde yaşanacak kaoslardan en büyük faydayı dış dünya görmektedir. Sağduyulu bir şekilde olayları görmeli, incelemeli ve sorun çözme odaklı bir tavır sergilemeliyiz. Aksi takdirde kaybeden birileri değil, hepimiz olacağız.
Her ferdimizin en temel misyonu, istikbalimizin sembolü ay yıldızlı bayrağımızı tüm dünyada dalgalandırmak olmalıdır. Bilinçsizce, başkalarına maşa olarak aksini yapanlar; figüranı oldukları oyunun içinden çıkmalı ve özüne dönmelidir. Başka çıkar yolda yoktur. Yıllar önce birlikte demir aldığımız bu gemide, yine birlikte yolculuk yapmak istiyorsak –ki başka seçenek mümkün değil- içinde bulunduğumuz bu gemiye delik açmaktan artık vazgeçmeli ve küreklere sarılmalıyız. Hep birlikte daha güçlü olduğumuzun farkına varmalı ve geleceğe yelken açmalıyız.
Kandan beslenenlerin menfaatleri uğruna toprağa verilen körpecik fidanların yeri, toprağın altı değil üstü olmalıydı ki geride öksüz, yetim kimse kalmamalıydı. Bunların hesabını kim, nasıl verecek? Hiçbir kişisel çıkar, ülke çıkarının önünde olamaz. Devletin bekası, her türlü ranttan, menfaatten, çıkardan daha üstündür. Milli birlik mücadelesi ruhu ile tekrar “1” olmalı ve “1” kalmalıyız. Bunu başaramadığımız gün, kaybettiğimiz gündür. O yüzden gözünün üstünde kaşı, armudun sapı, üzümün çöpü var demeden dış güçlere ve oynanan oyunlara karşı hem birey hem devlet olarak gereğini yapmalıyız.