​Bizim yaşlımız neden cebi delik?



Yaşlılık insanın rahata ve huzura kavuştuğu yaşam dönemi olarak tasavvur edilir. Torunları etrafına toplanmış masal anlatan büyükanneler, gençlere yaşam tecrübelerine dayanarak değerli nasihatler veren ak sakallı adamlar gelir akla. Halbuki gerçekte, onları ne dinleyen vardır, ne de onlarda anlatacak güzel hikayeler!
Bizim yaşlımız yokluklarla boğuşur. Çoluk çocuk torun boldur, ama parası azdır, hatta pek çoğunun kuruşu yoktur. Cebi deliktir bizim yaşlımızın. Emekli aylığı bile yoktur çoğunun. Çocuğuna avuç açar. Halbuki endüstri ülkelerinde gençler yaşlılardan para yardımı alır. Bugün endüstri ülkelerinin yaşlıları, bizim hayalini kurduğumuz şekilde ve koşullarda yaşlanıyorlar.
Onların bizden farkı nedir? Dört ayaklı, dört gözlü değiller. Bizim gibi iki ayağı üzerinde yürüyorlar. Onlar da çorbayı suyla kaynatıyor. Onların da karınları acıkıyor. Fakat ne sofraları boş; ne de cüzdanları! Çünkü devlet onlara sahip çıkıyor. Hem gençliklerinde hem de yaşlılıklarında. Aramızdaki fark buradan kaynaklanıyor. ,
Bizim ülkemizde yaşlılık sürünmek demektir. Halbuki biz sürüngen değiliz. Amerikalıdan, Almandan, Japondan farkımız yok. Ama onlara baktığımızda aramızda yıllar değil, çağlar kadar fark olduğunu görüyoruz. Bizim yaşlımızın kefen parasını denkleştirmeye çalıştığı dönemde, onlar dünya turuna çıkıyor, müzelere, tiyatrolara gidiyor. Hatta aralarında üniversiteye başlayanlar var.
Hayaller en son ölür! Bizde tam tersi.Biz yaşlılarımızın hayallerini onları toprağa vermeden önce öldürüyoruz. Yaşlısına saygıdan kim söz ediyorsa, o en büyük saygısızlığı yapandır. Çünkü göz boyuyor, doğruyu söylemiyor. Yaşlısına saygılı bir toplumun yaşlısı bizim yaşlımız gibi mi olur, yoksa Alman yaşlısı gibi mi?
Fukaralığı amaç edinemeyiz. Fakirliği yaşam tarzı gibi gösteremeyiz. Bu masallardan bıkan gençlere iyi bir yaşlılık hazırlamak zorundayız. Onlara bunu borçluyuz. Sadece kendisini düşünenlerden meydana gelen toplumun kaderi de bellidir. Bu kadere doğru koşamayız. Bu yüzden şimdiden geleceğin yaşlısının yaşam koşullarını iyileştirmeliyiz.
Anlamayan varsa tekrar edelim: Yaşlılardan değil gençlerden bahsediyorum. Kaderi büyükannesine benzeyecek olan genç kızlarımız adına, kaderi büyükbabasına benzeyecek genç erkeklerimiz adına politikacıya sesleniyorum: Artık kendinize geliniz. Birbirinizi yemeyi bırakınız. Çünkü sonunda başımızın etini yiyeceksiniz. Bu ülkenin kavgaya, kuru gürültüye ihtiyacı yoktur.
Yaşlananlara ve yaşlılara yaşam olanağı, fırsatı sunan sosyal politikalara, meslek eğitimine, ekonomi politikalarına ağırlık veriniz. Bu ülkede her ferdin en az politikacı kadar hayatı değerlidir ve onurludur. Nalıncı keserliğini artık bırakınız.