Cesaret!

Hep başka şeylere takılıyoruz, kendi hayatımızı yaşayamıyoruz.

Sonra da 'Hayatım boşa geçti!' diyoruz. 'Keşke şöyle olsaydı!' ya da olmasaydı diyoruz. Oysa 'keşke' yoktur; Yaptıklarımız ve yapmadıklarımız vardır. Onun için de cesaret gerekir. Cesaret de korkakların işi değildir. Cesaret Melih Cevdet Anday'ın 'Sokağa Çıkıyorum' adlı şiirindeki gibi olmalıdır;

'Sokağa bir diyalog gibi çıkıyorum/Umurunda değilim gecenin

Gece Yarınki gecedir ve tanrıdır/Tanrının umurunda değilim.

Kimileyin seviyorum. (Sevmek kuşların

Bir an boş bıraktıkları ağaçtır)/Ve yalnızlığın kırmızı yapraklara

Çalan büyüsünü duyuyorum:

Ey cesaret;

Hep dolu tut bardağımı. Sevgi ve umut

Birdir, yalnızlık ve cesaret bir.'

Ve Rıfat Ilgaz 'Aydın mısın' adlı şiirinde cesaret verir:

'Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
Tel örgüler çevirmiş yöreni
Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
Benden geçti mi demek istiyorsun
Aç iki kolunu iki yanına
Korkuluk ol'

Cesaret, Ahmed Arif'in 'Anadolu' şiirindedir;

'Öyle yıkma kendini,/Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,/ İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne – üstüne,/ Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile/ Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,/ Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.'

Victor Hugo'nun 'Sefiller' adlı romanında geçer şu söz;

'Namuslular da namussuzlar kadar cesur olmalı.'

***

BİTİRİLEN SENFONİ!

Başbakanın biri 'Şu Bitmeyen Senfoni niye yıllardır bitmiyor kardeşim' diye merak etmiş ve 'Bak bakayım şu işe!' diyerek Kültür Bakanı'na talimat vermiş. Kültür Bakanı bizzat yerinde incelemiş. Raporunu sunmuş;

'Sayın Başbakanım; orkestrada 6 tane obuacı var 40 yılda bir zortluyorlar, sonra boş boş oturuyorlar. Bunların işten atılması lazımdır. Şef denilen adamı suçüstü yakaladım bir şey çalmıyor. Beni görünce değnekle havada ıslık çalmaya başladı. Sanki çocuk kandırıyor. Kimin torpiliyle işe sokulduğunu araştırıyorum. Piyanocuyu takdir ettim. Plaket verdim. Hem bir kişi hem de masraf olması diye sandalyede bile oturmuyor, tabureyle idare ediyor. 18 kemancı saydım. Hepsi aynı hareketi yapıyor. Lüzumsuz israf, bence iki tanesi yeter. Sordum soruşturdum 16'lık notalarla çalıyorlarmış. 8'lik neyimize yetmiyor. Ben denettim bir fark göremedim, gayet güzel oluyor. 16'lık çalanlara boşuna maaş ödemenin manası yok. Asgari ücretliler aynı işi görür. Kemanın büyüğünü çalanlar gıy gıy sürtüyor. Sonra onlar duruyor üfleyenler vort vort aynısını tekrarlıyor. Halbuki hepsi aynı anda çalsa 2 saatlik konser 1 saate iner. Böylece hem bilet fiyatları yarı yarıya ucuzlar hem de salonda elektrik tasarrufu sağlanmış olur. Bestekarı maalesef lakayt bir adamdır. Kendi konserine bile gelmemiş. Tensip buyurursanız gerekli kaydırmaları yapıp Bitmeyen Senfoni'yi seçime kadar bitiririz. Arz ederim.'

(Bu fıkranın hiçbir dönem, kişi ve kuruluşla alakası yoktur!)