Cevval cümleler!..

Gerçek gündem malum olunca, vatandaş da total düşünmeye devam. Ağustos'u da uğurladık, geldi Eylül. Sonbahar'ın ilk ayı, hüznün mevsimi. Eh hoş geldin diyelim hazan mevsimine. Eylül ayı az biraz sıkıntılı. Nedeni malum, yaz tatili bitimi için geri sayım başladı. Velilerde de tatlı mı tuzlu mu bir alışveriş telaşı, üniversitelilerin ise ev bulma derdi başladı. Oldu mu size Eylül ayı dert ayı! Peki bu ay nasıl atlatılır, bütçe nasıl dengelenir? Soru işaretini de koyduk mu cümlenin sonuna, düşünün bakalım.

***

Günler, haftalar, aylar nasıl da hızlı geçiyor değil mi, ışık hızında mı yaşıyoruz ne? Sanki okullar daha dün kapanmış gibi. 2026-2027 eğitim öğretim yılı geldi, kapıda bekliyor. Peki aile bütçeleri ne durumda? Ayarlanabilir mi yoksa yine borç harç mı, yok değil gelsin kredi kartları. Memurun, emeklinin, emekçinin, beyaz yakalısının durum ahvali belli. Özellikle de emekli, en düşük aylık 23 bin bilmem kaç lira. Eğitim giderleri mi? Onlar şimdilik kapsama alanı dışı.

***

Ne diyorum biliyor musunuz, emeklinin bir dilek hakkı olsa ne isterdi acaba? Asgari ücretten daha fazla maaş mı talep ederdi ya da emeklilerin kök maaşına falan bakılmaksızın kallavice bir ara zam mı talep ederdi! Zira geçim derdi ve hayatta kalma mücadelesi de emeklinin yangını. Az kaldı, düzelecek gibi az daha sabır. Ankara umut veriyor, 'oranları değerlendireceğiz', 'emeklilerin durumlarının farkındayız', 'emeklileri koruyoruz' gibi cevval cümleler.

***

Durum bu, umuyor ve diliyoruz ki 2027'de emekli, fabrika ayarlarına geri döner, amma velakin ortada ne fabrika kalmış ne de ayar. Emekli bir türlü emekli olamıyor, geçimini sağlayabilmek için hala ikinci mi, üçüncü mü her neyse çalışmaya devam. Ne yapsın emeklisi, asgari ücretlisi. Hiçbir şey olmasa bile barınma krizi büyüdükçe büyüyor. Şöyle düşünelim, ev kiraları asgari ücretin üzerine çıkmış, katlanmış, peki bu durumda emeklinin, asgari ücretlinin, çalışanın kira ödemesi mümkün mü? Kira fiyatları hayal dünyasında yaşar olmuş yemin olsun.

***

Millet aç gözlü enflasyonla mücadeleye devam. Bir numaralı gündemi ekonomi olan herkesin şikayeti ekonomi artı enflasyon, eşittir hayat pahalılığı. Akaryakıta akşamdan sabaha gelen akıl almaz zamlar, doğrudan çarşı pazara yansır olmuş. Bunu da koyduk bi kenara. Ankara her ne kadar 'fiyat istikrarını sağlamak önceliğimizdir' dese de ücret zamı, gıda fiyatlarının yarısı kadar olmuş, fiyat algısını dahi unutturmuş, tüketici markete bile desturla girer olmuş. Durum bu.