CHP’ye bir Tatar Ramazan lazım

AKP Genel Başkanı Erdoğan erken seçim startını çoktan verdi. Dün de “Emaneti geri alacağız” diye yineledi sözlerini. “Emaneti geri alacağız” başta İstanbul ve Ankara olmak üzere, son yerel seçimlerde, CHP’nin AKP’den aldığı bütün büyükşehirleri kapsıyor. Antalya da bunlardan biri... Peki, CHP’nin bu meydan okumaya karşı sahaya süreceği herhangi bir güreşçi, kitleye vereceği yepyeni mesajlar var mı? Temel soru bu. Bu konuda konuşulacak başka her şey ayrıntıdır. İktidar bloğu, son genel seçimi kazanmanın hem psikolojik hem de sosyal gücüyle abanıyor. Muhalefet bloğu ise dağılmış durumda. Ayrıca meşhur sözdür: “İnsanlar, yolda karşılaştığınız fırtınalarla değil, gemiyi limana yanaştırıp yanaştırmadığınızla ilgilenir”. Gemi limana yanaşmadı ve dönüp bize yoldaki fırtınaları anlatıyorlar. Bir taraf iktidarını daha da genişletip yeni bir rejimin kazıklarını çakarken karşı cephe klimalı oda derdinde... CHP özetle, “Değişmeyeceğiz, yenileneceğiz” diyor. Yenilenme dedikleri de personel değişikliği.

İrade gibi dayatılan ‘senaryo’

Yukarıdan aşağıya doğru bir değişim ne işe yarar ki zaten? Bu değişim talebinin tabandan gelmesi, örgütlenmesi, yukarıya doğru yükselerek, artarak ilerlemesi lazım. Kongre süreci yaşanıyor, ilçelerde ‘kıyasıya’ bir yarış var. Yarış ‘kıyasıya’ ama birbirlerini niye kıydıkları belli değil. Bütün bunların sonunda ne değişecek? Kim kazanırsa kazansın, doğrudan ya da dolaylı olarak mevcut genel merkezin gölgesi. Genel başkana, genel merkeze, CHP’nin izlediği son siyasete, seçim sonuçlarına karşı sesini yükselten var mı? Gördüğümüz kadarıyla yok. Peki, olacak mı? Olamaz. Çünkü ilçe ve ardından da il kongrelerinin kazanılması için hangi aday olursa olsun, sırtını bir belediye başkanına dayamak zorunda. Yerine ısınmış, koltuğunu sevmiş bir belediye başkanı genel merkezi karşısına alır mı? Almaz, alamaz. Başka bir yerlerde, bir takım mahfillerde yazılmış olan senaryo, kurgulanmış olan oyun gizliden gizliye, alttan alta işleyecek ve CHP üyeleri, sanki kendi iradeleriymiş gibi o senaryoya onay verecek. “Ben bu oyunu bozarım” diye ortaya fırlayacak bir Tatar Ramazan var mı? Görünürde yok.

Bu 1 milyon oy nereden geldi?

Olsa ne olur? Bazı taşların yeri değişir sadece, genel merkeze yeni yöneticiler taşınır, nabza göre verilen şerbetin tarifi değişir, yine ‘kendine muhalif’ bir siyasetle arzı endam eylenir. CHP’nin içinden bir Tatar Ramazan çıkamaz. Öyle bir parti zaten CHP olmaz. Yani CHP’nin varlık gerekçesine, kodlarına, genetik köklerine aykırı. CHP içindeki Tatar Ramazan potansiyelini harekete geçirecek, büyütecek, cesaretlendirecek bir toplumsal hareket, dinamik, ilerici-devrimci bir talep var mı? Bu soruya başka bir soruyla yanıt verelim: İlk kez seçimlere kendi ismi ve listesiyle giren TİP’in aldığı 1 milyon oy ne anlama geliyor? Cumhur ve Millet adıyla kurgulanan iki sağ ittifaktan boğulan, daralan, kendine yol arayan bir seçmen kitlesinin varlığını gösteriyor bu oylar. YSP’nin aldığı 5 milyon oyu, yani HDP seçmenini zaten yıllardır anlatıyoruz, fakat kerameti kendinden menkul, sözde siyaset kurucular başka bir hesabı dayatıp duruyor bu kitleye.

Sol yanına dönemeyen siyaset

O zaman soralım: Daha teri bile soğumadan yerel seçim startını veren, seçmene ‘biz her zaman hazırız’ mesajı gönderen iktidar bloğuna karşı, CHP ne vaat ediyor? Tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşayan ülkeye, üst üste biriken sorunların dağa dönüştüğü, adalet, hukuk, demokrasi, özgürlük taleplerinin artık kayıtsızlığa evrildiği topluma, uzatmaları oynayan cumhuriyete karşı halen çekim ve umut haline gelememiş bir CHP, bu hayat-memat ikileminde bile iktidar olamıyorsa halkın önüne takoz koymaktan vazgeçsin. Bu takoz siyasetini bir kenara bıraksın. Anlaşılan o ki, kendisi değişmeyecek. Bu kadar kısa bir sürede değişmesi beklenemez ve ayrıca o değişim dinamiği, enerjisi de yok. Yıllardır hepimizi cambaza baktırıyor, sağa sinyal çekiyor, toplumun devrimci, ilerici enerjisini tüketmek, sol geleneği baskılamak için elinden geleni yapıyor. Hatta solcuları, sol oyları arka bahçesi, babasının malı gibi görüyor.  Bu toplum, “Bize verilmeyen oylar AKP’ye verilmiştir” gibi saçma, sığ, bomboş laflar eden densizler de gördü zaten. Benim oyuma ipotek koymayı ‘solculuk’ sanan şuursuzlar yani. Sanki solculuk, zat-ı muhteremlerin desteklediği, geçindiği, beslendiği adayları meclise göndermek anlamına geliyor. Zannedersiniz ki meclise gidince devrim yapacak. İşte değişmesi gereken bu kafadır. CHP, bu deli gömleğine razı olmayan, değişim isteyen, emekten, emekçiden, halktan yana bir siyaset bekleyen, kamu yararına bir belediyecilik talep eden kitleyle konuşabilecek, doğru anlayabilecek kadrolar üretemediği, onları karşımıza oturtamadığı sürece yerel seçimlerde işi çok ama çok zor.