İnsan rahatlığı seviyor. En çok rahatsız olduğu şey değişimdir. Bu yüzden rahatını bozacak her türlü değişime karşı içinden ve dışından büyük bir direnç gösterir. CHP’yi örnek alalım: Sayın Kılıçdaroğlu ve çevresi, değişmemekte o kadar büyük bir direnç göstermektedir ki, insan bazen bunların maçı nedir, diye sormadan edemiyor.
Türkiye’deki darbe girişiminin ardından CHP’nin cumhuriyeti, Atatürk ilkelerini, demokrasiyi savunan elindeki tüm gücünü seferber edeceğini umanlar, yanıldıklarını şimdi görüyorlar. CHP’deki tek değişim, değişmeme konusunda daha kararlı bir görüntü sunmasıdır. Türkiye’nin bugün güçlü bir muhalefete her zamankinden daha ihtiyacı vardır. Ekonominin iyi kötü sinyaller verdiği, genç işsizlerin çoğaldığı, avukatların simsarlık ile para karşılığın suçluyu hapisten kurtardığı bir dönemde, CHP bütün bunlara karşıdan bakmakla yetiniyor. Korkudan şok olanlarda görülen “donmuş” bir halde CHP yönetimi olayları “ne yapalım, ülke böyle” deyip geçiyor.
CHP’nin elinde böyle kriz dönemlerini idare edecek, partiyi yönlendirecek ve halka umut verecek isimler var. Aklıma Deniz Baykal geliyor. Siyasi birikimi bakımından CHP’de onun elin su dökebilecek birini göremiyorum. Sayın Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal’dan yararlanması gerekirken, onu geri planda tutuyor. Muhtemelen Baykal’dan korktuğu için bunu yapıyor. Ama Türkiye’nin cesur siyasi liderler ihtiyacı vardır. Deniz Baykal’ın da bunu sesli şekilde dile getirmesini bekleyen CHP’liler vardır. Zaman hızla akıyor. Partiye gönül verenler, sessizlik içinde beklemeyi bırakıp CHP’de sahip olduğu siyasi birikimini cumhuriyet, demokrasi ve adalet için devreye sokmalıdır.
Bir parti, insani bririkimi yok sayamaz. Sayarsa seçimlerde, projelerinde çuvallar. Bundan dolayı, Sayın Deniz Baykal’ın Türkiye’ye verebileceği belki de en önemli şey, tecrübeleridir. Elli yıldan beri siyasetin içinde yer almış, önemli görevler üstlenmiştir. Kılıçdaroğlu, Baykal’dan yaralanırsa, sadece partiye değil, aynı zamanda kendisine de faydalı bir iş yapmış olacaktır. Sayın Baykal’ın sessiz kalması, aslında onun siyasi terbiyesinin de bir göstergesidir. Kılıçdaroğlu, çevresini saran siyasi çaylaklardan kurtulmayı bir denese, o zaman hem değişecek hem de değiştirebilecektir. Fakat dedim ya, insan değişimden hoşlanmaz. Kılıçdaroğlu da değişmemekten yana bir tavır sergiliyor ve genel başkanlık koltuğundaki yerini bu şekilde sağlamlaştıracağına inanıyor.
Kehanet de denilebilir, ama ben öngörü diyorum: Önümüzdeki seçimde CHP, Kılıçdaroğlu’nun bu tavrı ve tutumu yüzünden oy kaybına uğrayacaktır. Silik bir lider, liderlikten vazgeçmiş, sadece ansiklopedik bilgiyle işi idare etmeye çalışmaktadır. Albenisi, yaratıcılığı, kamçılayıcı etkisi olmayan bir vasıfsız bürokrattan öteye gidememiştir. Bu yüzden Sayın Deniz Baykal’ın yeniden partiyi bir şekle sokmasına ihtiyaç vardır ve taban bunu talep etmektedir. başka seçeneği CHP nin yoktur. Muhalefette kalmayı bırakıp, CHP’ye yeni hedefler gösterebilecek ve onu iktidara taşıyabilecek şu andaki en güçlü CHP’li olarak Sayın Baykal’ı görüyorum zaten taban da onu da istiyor. Şimdi sıra bu gerçeği göremeyenlere bir kez daha bir Çin atasözünü hatırlatmakta yarar vardır. ‘ Horozu kafese kapatarak Güneşin doğuşunu engelleyemezsiniz’..