Bir ayakkabı nasıl yapılır? Ayakkabıcının dikkat etmesi gereken birçok etmen var. İyi bir ayakkabı ile ayaklar rahat hareket eder, şekil bozuklukları ve nasır oluşmaz, ayak terlemez. Ayakkabı içinde parmakların uç kısmı ile ayakkabı ön kısmı arasında boşluk olmalı, parmakların üst kısmı ayakkabıya sürtünmemeli, parmakları sıkıştırmayacak genişlikte olmalıdır. Taban yapısı ayağı koruyacak kadar sert, ayak rahat edecek kadar esnek olmalıdır. İçinin dışının deri, iç ve dış taban arasında sıkıştırılmış astar, dayanıklılığı arttırmak için çelik bar, tabanıdayanıklı kösele olmalıdır. Yürürken itme sağlaması için topuklu, topuk üst parça yığma kösele alt parça lastik, topuk ekseni ile tabanın ekseni aynı çizgide olmalıdır.
İyi bir ayakkabının yapımının zor ve meşakkatli olması değerininde yüksek olmasına sebep olmuş, çoğu zaman bir statü göstergesi olarak rol almıştır. Bu özel giysi deyimlere de konu olmuştur.
Pabucunu dama atmak,pabucunu ters giydirmek,pabuç kadar dili olmak, pabuç bırakmamak, Şeytana pabucu ters giydirmek. Ve 'Çizmeyi aşmak'...
Çizmeyi aşmak deyimi boyundan büyük girişilen işler için kullanılmaktadır. İnsanların sınırlarını bilmesi, ileriye gitmemesi konusunda emir şeklinde bir uyarıdır.
Hikayeye göre Efes'te yaşayan Apelle adındaki ressam Büyük İskender'in resimlerini yaparmış. Hünerine güvenen Apelle resim bittikten sonra halka açar ve bir perdenin arkasında saklanarak tepkileri dinlermiş. Büyük İskender'in çizme giymiş bir resmi ile ilgili bir kunduracı önce sanatı bakımından eleştirmeye; koncu uzun, tabanı kösele, derisi güzel, parlaklığı iyi, biraz daha mı dikişleri özenli olmalı... sıralamaya başlamış. Ancak sonra resmin diğer kısımlarını eleştirmeye, teknik, renk, ışık gölge gibi unsurlar hakkında ileri geri konuşmaya başlamış. Bunu duyan Apelle perde arkasından bağırmış;
'Efendi, haddini bil; çizmeden yukarı çıkma!'
Bir eserin eleştirilmesi kaçınılmazdır. Hatta eleştiri çoğu zaman bir sonraki çalışmanın daha olgun olmasının önünü de açmaktadır. Çünkü sanatçı eserini büyük bir aşkla yapar. Kendisine göre görmek istediği bütün özellikleri eseri barındırmaktadır. Aşk gibi harikadır, olağanüstüdür, anlamsız yaşamına olağanüstü değer katmıştır. Çünkü aşk bir görme kusurudur. Nasıl aşık olunanın kusurları görünmez ise eserin de kusurları fark edilmez.
Sanatçıların eserlerini bir süre sonra değiştirme istekleri aşkının geçmesi, kusurlarını görmesi ve düzeltme isteği yüzündendir. Yaratım süreci aşkın bir dürtüdür. Bu aşkın süreci eleştirenin kunduracı gibi işinin ehli olması gerekmektedir.
Sanat eleştirmelerine düşen görev bu açıdan çok önemlidir. Bilgi ve birikimleri yeterli olmayan eleştirilerinbir olumlamadan ziyade zarar vermesi kaçınılmaz olacaktır. Tarafsız, objektif, araştırmacı, konusunda bilgi sahibi ve en önemlisi ne bildiğini ve neyi bilmediğini bilen olmalıdır. Çünkü çizmeyi aşmak hem eleştirmene hem sanatçıya zarar verecektir.
Çizmelerinizin darbelere dayanıklı olması dileği ile…