Önemli bulduğum paragrafların kenarına notlar yazarım, kimi tümcelerin altını çizerim. Ama hep kurşun kalemle. Bu yılların getirdiği vazgeçilmez bir alışkanlıktır bende.
Gazeteci Oktay Ekşi ile uzun yıllar Dışişleri Bakanlığı'nda önemli görevlerde bulunmuş, büyükelçilik yapmış Taner Baytok'un birlikte yaptıkları 'Cumhuriyetle Yaşadığımız Yıllar' adlı 244 sayfalık söyleşi niteliğindeki kitabı Koronalı ev hapsi günlerinde bir daha karıştırayım dedim... Bir de baktım ki kitabın nerdeyse çizilmedik, kenarına not düşülmemiş sayfası kalmamış.
Mayıs 2019'da Kaynak Yayınları'ndan çıkan kitabın arka kapağında içeriği hakkında şu sorular soruluyor hem kendilerine hem de okuyucuya:
'Bize bu güzel ülkeyi 'bağımsız, laik onurlu ve modern bir Cumhuriyet' olarak emanet eden Atatürk ve Kurtuluş Savaşı kuşağına olan minnet ve şükran borcumuzu ödeyebildik mi? Ödeyemediysek, neden ve kimlerin hangi hataları yüzünden borçlu kaldık? Bu duruma gelmemizde yabancı ülkelerin Türkiye'yle ilgili politikalarının rolü var mı?'
* * *
Taner Baytok 1990 yılında Milli Savunma Bakanlığı Başdanışmanlığı görevinden Mesut Yılmaz tarafından alınır. Bakanlıkta geri hizmete alınanların 'Yassı Oda' dedikleri mekanda dinlenmeye çekilir. Yazdığı raporları Dışişleri Bakanı ve müsteşar dahil ilgili dairelere yollar.
'Kimse okumazdı ama ben yine yollardım' diyen Baytok'u bir gün Mesut Yılmaz'ın yerine geçen Prof. Dr. Ali Bozer çağırır ve son yazdığı raporu Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a yollamasını, bundan sonra da konuşma metinlerini yazmasını ister.
Ne yazık ki ilk yazdığı konuşma metnini okuyamadan Turgut Özal'a sinirlenen Prof. Bozer istifa eder.
Bu arada ilginç bir geliş olur. Genelkurmay'a gönderdiği 12 Mart 1990 tarihli raporu, İstihbarat Daire Başkanı dostu Koramiral Turhan Özer kendisine ayırdığı nüshayı 27 yıl sonra Baytok'a verir. * * *
Bugünlere nasıl gelindiğini merak eden okuyucunun, 'Cumhuriyetle Yaşadığımız Yıllar'ı salgın günlerinde ev karantinasında iken alıp okuması gerekir.
Türkiye diplomasisine yıllarını vermiş Taner Baytok'un raporundan altını çizdiğim satırlar:
'Bazı Batılı çevrelerin, Müslüman taassubunu politika olarak benimsemiş ülkelere karşı yürütülecek mücadelede Türkiye'den yararlanmak niyetlerini uygulamaya koymak için sistematik bir gayret içinde oldukları görülmektedir. 10 seneden beri sürdürülen bu yoldaki faaliyetlerin artık saklanmasına dahi ihtiyaç duyulmamaktadır. 2020 yılının hayali haritaları yayınlanmakta, CIA raporları açıklanmaktadır. Bu girişimcilere göre güya Türkiye'de Kur'an'a inandığı kadar Batı medeniyet ve teknolojisine de vakıf gerçek aydınlara dayanan bir toplum yaratıldığı takdirde, böyle bir Türkiye'nin diğer Müslüman ülkelerin de liderliğini üstleneceği ve bağnaz din yanlılarının kontrol altına alınarak Batı için tehlike olmalarının önleneceği görüşü yayılmakta ve bu yolda faaliyet gösterilmektedir. Başka bir ifadeyle çeşitli askeri, siyasi ve ekonomik gerekçelerle Ortadoğu'da emelleri doğrultusunda şimdiye kadar kullanamadıkları Türkiye'yi bu çevreler bu defa dini liderlik vaatleriyle kullanmak suretiyle maceraya sürüklemek cüretini göstermektedirler.'
* * *
Anladık mı şimdi BOP'un ne demek olduğunu, Arap ülkelerine neden milyonlarca lira dökülerek cami yaptırıldığını, Esad'ın birden neden Esed olduğunu?
Ve plakta Bozkır'ın tezenesi Neşat Ertaş söylüyor:
'Hata bende, günah bende, suç bende...'