​Deniz Baykal Yeniden CHP Genel Başkanı Olmalıdır

Türkiye’nin her geçen gün biraz daha kaosun içine sürüklendiği, teröre her gün şehit verdiği bir dönemde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “kan dökmeden gelemezsin” sözü, sorumluluk sahibi siyasi bir liderin söyleyeceği en iyi söz değildi. Kılıçdaroğlu giderek sertleşen konuşmalara yönelerek gerçeğin üzerini örtemeyeceğini anlamalıdır: Halkımız kendisini siyasi lider olarak benimsememiştir. Defalarca seçimlerden aldığı mağlubiyetler bunu göstermiştir. CHP’nin yeni bir liderin etrafında birleşmesi, sadece CHP için değil, Türkiye’nin de lehine olacaktır. Benim aklıma sayın genel başkan Deniz Baykal dışında başka biri gelmiyor doğrusu.
Kılıçdaroğlu dürüstlükten bahsediyor, AKP’yi eleştiriyor. Sonra Ahmet Davutoğlu’na “hakkımızı helal ediyoruz” diyor. Söylemlerindeki tutarsızlıklar halkın gözünden kaçmıyor. Kılıçdaroğlu, önce kimin hakkını kime hediye ettiğini bir düşünmelidir.
Başbakanlık görevini kendi isteğiyle bırakacak olan Ahmet Davutoğlu’nu savunmak CHP Genel Başkanının görevi midir? Davutoğlu, haklarını kendisi bırakırken, CHP Genel Başkanı 23 milyon seçmenin oyunu aldığı gerekçesini ileri sürerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yüklenip, “1 kişinin 23 Milyonun tercihini” yok edebildiğini siyasi söylemlerinin odak noktasına oturttu. Hâlbuki böyle bir sıkıntı varsa, bunu Ahmet Davutoğlu dile getirmeliydi. Kılıçdaroğlu, Davutoğlu’nun kaç milyon oy aldığını değil, kendisinin kaç milyon oy aldığını masaya yatırmalı, bunun hesabını yapmalıdır.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun savunuculuğuna soyunduğu Ahmet Davutoğlu Genelkurmay Başkanıyla beraber Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızının düğününe davetliydi, yeni evlenen çiftin de (bildiğim kadarıyla) şahitliğini yaptı. Kılıçdaroğlu’nun söylemlerinin böylece temeli ortadan kalktı. Kimi kime karşı savunduğunu bilmeyen bir siyasi lider görünümü ortaya çıkmıştır. Kılıçdaroğlu, ne yaptığını bilmeyen bir konuma kendi beceriksizliği sonucunda düşmüştür. CHP Genel Başkanının görevi başka partilerin liderlerini savunmak değildir. Onlar ne yapacağını kendileri bilir. Kılıçdaroğlu’nun bunu idrak etmesi gerekir.
Ancak idrak, Kılıçdaroğlu’nda galiba kıt olan özelliklerden biridir ki, yenilmeye bir türlü doymuyor. Attığı her adım acemice, düşüncesizce ve CHP’ye zarar veren nitelikler taşıyor. Bu sadece benim görüşüm değildir. Kılıçdaroğlu’nun geçenlerde bir Almanya ziyareti oldu. Berlin’e de geldi. Basında çıkan, fazla büyütülmeyen bir haber gözümden kaçmadı. Kılıçdaroğlu’nu Berlin’de hiçbir CHP’li karşılamayınca, bir dönerci Kılıçdaroğlu’nu karşıladı. Demek ki CHP Genel Başkanı olmak, lider olmak anlamına gelmiyor.
CHP’nin artık yeni bir liderin etrafında toparlanması gerekir. CHP Genel Başkanlığına birçok kişinin aday olduğu, bunun hayalini kurduğu da biliniyor. Muharrem İnce ve Mustafa Balbay isimleri sık sık gündeme getiriliyor. Fakat ikisinin de CHP’yi şu ortamda geleceğe taşıyabilecek gücü, tecrübesi ve bilgisi olduğuna inanmıyorum. Özellikle şatafatlı sözlerin adamı Muharrrem İnce’nin CHP’ye fazla bir şey veremeyeceği geçmişte göstermiş olduğu davranışlarından bilinmektedir. Önce mangalda kül bırakmayan konuşmalar yapmış, Kılıçdaroğlu’na saldırmış, ama sonra çark edip CHP genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun yanına geçerek, sözde CHP’nin yararına davrandığını ortaya koymuştur. Tabii bu masalları kimse yemiyor. Kılıçdaroğu’ndan değişik bir şey de söylediği yoktur: “21 milyon oy almış Cumhurbaşkanı, 23 milyon oy almış Başbakanı görevden aldı” demesi, siyasi ufkunun ne kadar dar olduğunu gösteriyor.
CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal, bütün bu kargaşa içerisinde ayakta kalan tek kişidir. CHP’yi toparlayabilecek, Türkiye’nin karmaşık siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik koşulları içerisinde akıllı siyasetler üretebilecek CHP’li tek siyasi aktör olarak görünüyor. Bu yüzden Sayın Deniz Baykal’ın yeniden CHP’nin liderlik adayları arasında yer alması gerekir. Kanımca bu görüşe katılan pek çok CHP’li vardır.
Bazı CHP’lilerin Sayın genel başkan Baykal’ın CHP Genel Başkanlığından, hangi kumpas ve aşağılık bir düzmece eylemle nasıl gittiğini hatırlayarak, belki bunun CHP’ye zarar verebileceğini düşünecektir. Bu kaygının dikkate alınması gerekir. Fakat Deniz Baykal’ın bir kumpas sonucunda siyasi hayatına darbe indirildiği düşünüldüğünde, bu kaygının yersiz olduğu da apaçık ortadadır. Halkımızın bunu idrak edebilecek siyasi anlayışa sahip olduğunu kabul etmek gerekiyor. Sayın Deniz Baykal da CHP’lilerin kaygılarını anlayacağını ve bunu bertaraf edebileceğini düşünmekteyim. Bu yüzden CHP Genel Başkanlığı için adaylığını açıklayacağı günü sabırsızlıkla bekliyorum. Bunun sayın Baykal’ın kişisel tercihi olmaktan çıktığını, aksine Türkiye’nin bir çağrısı olduğunu da düşünüyorum. Bu yüzden Baykal’ın Türkiye’nin, cumhuriyetin, demokrasinin eski ve yeni sesi olarak tekrar CHP Genel Başkanı olması gerektiğine inanıyorum.