​Deniz Baykal’dan Bomba Açıklamalar

Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Ahmet Hakan’ın sunduğu “Tarafsız Bölge” programında topluma, hükümete, teröre, AB’ye, ABD’ye ve CHP’lilere önemli mesajlar iletti. CHP tabanında “soğuma görüyorum” diyen akılcı, siyasi tecrübe ve bilgiye dayalı açıklamalarıyla, kendinden emin bir görünüm sunan sayın Deniz Baykal, şüphesiz bazı CHP’lileri umutlandırırken, bazılarının uykularını kaçırdı.
Deniz Baykal, Suriye, “1 Mart tezkeresi”, Türkiye’nin ve CHP’nin geleceğiyle ilgili yorum ve değerlendirmelerde bulunurken ilk defa kamuoyu önünde CHP’de yönetim sorunu olduğunu ve köklü bir değişime ihtiyaç olduğunu vurguladı. CHP’de yeni bir başlangıç hareketinin başlamasına yol açabilecek değerlendirmeler yapan Baykal’ın “adaylık talebim yok” demesine rağmen, bunun, kendisine böyle bir teklifin getirilmeyeceği anlamına gelmediği de kesindir.
Ortadoğu’daki güncel durumu da değerlendiren Baykal, “PYD Dünyaya IŞİD’e karşı mücadele ediyoruz diyor, aslında kendi amacını gerçekleştirmeye çalışıyor. PYD Türkiye’nin güneyindeki Suriye sınırında kantonları birleştirmeye yöneliyor” diyen Baykal, Suriye’de herkesin IŞİD üzerinden bölgede kendi amacını gerçekleştirme yolu aradığını vurguladı. Türkiye’nin PYD’ye saldırmadığını, Azez-Halep koridorunu koruduğunu ve bunun Türkiye’nin “meşru hakkı” olduğunu savundu. PYD’nin asıl amacının bölgede nüfus değiştirme teşebbüsü olduğunu belirten Baykal, şu anda savaşta olmadığımızı, ama savaş ihtimali olduğunun altını çizdi.
Suriye’deki gelişmeler hakkında hükümetin kendilerine bilgi vermesi gerektiğini belirten Baykal, Türkiye’nin yakınındaki gelişmeler karşısında kayıtsız kalamayacağını da sözlerine ekledi ve Azez-Halep hattını açık tutmak için bombardımanın doğru bir karar olduğunu belirtti. Suriye’de “gücü yetenin gücü yetene” karşı savaştığını, dünyanın bunu sessizce izlemesinin yanlış olduğunu söyledi.
Suriye’de hukuk ve uluslararası düzenin ortadan kalktığını belirttikten sonra hükümetin uyguladığı yanlış politikaların da bu sonucu yarattığına dikkat çekti. Türkiye’de terörü bu hale hükümetin getirdiğini vurgulayan Baykal, hükümetin yanlışlarının ceremesini Türkiye’nin çekmemesi gerektiğini söyledi. Hükümet “bilgi vermiyor” diyerek, bilgilendirmenin zorunlu olduğunu anımsattı ve hükümetin ne yaptığını, niçin yaptığını ve sonuçlarını diğer partilere aktarması gerektiğini söyledi. Ortadoğu’daki güncel durumun yeni olmadığını, Irak’a müdahale ile başladığını, Tony Blair’in bizzat bunu kabul ettiğini hatırlattıktan sonra ABD’nin Ortadoğu politikalarının yanlış olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “1 Mart Tezkeresi” ile ilgili olarak “O zaman o hatayı yaptık, Suriye konusunda aynı hatayı yapmayacağız” şeklindeki açıklamasını değerlendiren Baykal, uluslararası hukuku haklı kılan ortada bir şey olmadığını belirttikten sonra “o zaman ABD’ne toprağımızı açmamak çok doğru bir karardı” dedi. ABD’nin “Irak’ın yapısını ve dokusunu allak bullak” ettiğine dikkat çekerek Amerikan işgalinin işbirlikçisi olmamakla Türkiye’nin hem Arap dünyasında hem de uluslararası alanda saygınlığının artırdığını dile getirdi.
Türkiye’nin iç politikalarındaki gelişmeleri değerlendiren Baykal, Cumhuriyetten vazgeçemeyeceğimizi, laikliğin din ve mezhep istismarına karşı en sağlam güvence ve Anadolu İslamiyet’inin Yunus, Mevlana ve Hacı Bektaş Veli’nin sentezi olduğunu vurgulayarak, “mezhep, din ve etnik temelinde yürütülen siyasetin sonu diktatörlüktür” dedi ve devletin etnisiteye karşı kör olması gerektiğine dikkat çekti.
Avrupa Birliği’ne (AB) de gönderme yaparak Yunanistan ile birlikte “Türkiye’yi tam üye olarak almamasını sorgulamalıdır” dedi. Öte yandan son yıllarda bazı aydınlarda görülen cumhuriyete yönelik olumsuz eğilimlerin ne denli hatalı bir yaklaşım olduğuna dikkat çeken Deniz Baykal “Cumhuriyete dudak bükme hakkımız yoktur” diyerek, eşitlik, özgürlük ve adaletin ancak cumhuriyetle inşa edilebileceğini vurguladı.
Sandık demokrasisine indirgenen demokraside yargının siyasallaşma ve kişiselleşmesi tehlikesine dikkat çekerek, içi boşaltılmış demokrasiye dönüşme tehlikesi ile karşı karşıya olduğumuzu belirtti.
“Partimin içinde bulunduğu durumdan memnun olduğumu söyleyemem” diyen Baykal, CHP’nin kurucu felsefeden ayrılamayacağını dile getirdi. CHP’nin ülkenin siyasal gelişmesine yön verebilecek konumda olmadığını ima ederek, vatandaşın CHP’den kararlı siyaset beklediğini vurguladı.
CHP’nin izlediği stratejilerde hatalar gördüğünü belirterek “yerleşik terörü doğal karşılayamayız; bu konuda hiçbir tereddüt yaratılmamalıdır” dedi, ama bu konuda ayrıntıya girmek istemediğini belirtti. “CHP’yi görmek istediğim noktada göremiyorum” diyen Deniz Baykal, CHP’de “yönetim sorunu” olduğunu belirterek, partisinin yeni arayışlar içinde olduğunu söyledi.
CHP’nin köklü değişime ihtiyacı olduğunu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun partiye bazı yenilikler getirebildiğini, ama yüzde 25 oy oranından “daha iyisi mümkündür; daha iyisi olmalıdır” diyerek, talep ettiği köklü değişimde en büyük görevin Kılıçdaroğlu’na düştüğünü vurguladı. Gazetecilerin sorularını açık ve net şekilde cevaplayan Deniz Baykal’ın son yıllarda CHP’nin uyguladığı ve vatandaş tarafından olumlu karşılanmayan, aksine CHP’de bir kararsızlığın egemenlik kazandığı intibaını uyandıran stratejilerden vazgeçmesi gerektiğini belirten Baykal, yeni şeyler söylerken, CHP’nin klasikleşmiş olan doğrularından vazgeçmemesi gerektiğini vurgulayan Deniz Baykal’ın ortaya koyduğu yüksek performansın ve ilettiği önemli mesajların CHP’de tartışmalara yol açtı. CHP’nin yenilenme mekanizmalarını harekete geçirmesi gerektiğini belirten Baykal, partide karamsarlık ve umutsuzluk olduğunu, bunun aşılması için üzerine düşen görevi yapacağını, ama “adaylık talebi” olmadığını da söyledi. Sayın Deniz Baykal ülkemizin siyasi bilgi birikimi ile tecrübelerinden yararlanılması gereken önemli bir devlet adamıdır. CHP yönetiminin bu engin siyasi birikime ısrarla sırtını dönmesi, toplum nazarında ‘etkisi olmayan’ bir ana muhalefet başarısıdır.