​Dilenciler Umut Kaynağı Olabilir mi?


Bir dilencinin para sahibi olmasını beklemiyoruz. Aksine parası olmadığı için dilendiğini kabul ediyor ve elimizi cebimize atıp birkaç kuruş verip, iyilik yapıyoruz. Halbuki dilencilik eski bir “meslektir”. Gerçekten muhtaç olduğu için dilenen bir azınlık muhakkak var, ama dilencilerin çoğu dilenciliği meslek olarak kabul etmiş, bu meslekten para kazanan kişilerdir. Dolayısıyla bir dilencinin bankada parasının olmasında hiçbir anormallik göremiyorum.
Dilencilik mesleğinin reklamını yaptığım zannedilmesin. Beni dilencilikte ilgilendiren asıl konu, bu mesleğin iyilikseverlikle olan ilişkisidir. Ne zaman bir dilenci görsem, ender hallerde elim cebime gider, ama çok sık toplumun normal yürüdüğünü düşünürüm.
Dilencilerin varlığı, iyiliksever insanların hala var olduklarının göstergesidir bence. Eğer bir gün hiçbir dilenci kalmazsa, o zaman korkmalıyız. Dilenciler, insanın iyilikseverliğinden geçinmektedir. Arz ve talep meselesi. Dilenci topluma “iyilkseverlik” adı altında bir ürün sunan üretici gibi düşünülebilir. Bu “ürünü” kendi branşında piyasaya sürüyor ve bu ürüne ilgi duyanlar, kendi kafalarında bir fiyat belirleyip, bunu satın alıyor. Yani bir alışveriş oluyor.
Düşünün ki bir tek dilenci kalmadı. İyilikseverlik piyasası tükendi demektir. Radikal egoizmin yayıldığı anlamına gelir. Bu da dilencilerin iflası demektir. Ne zaman bir dilenci iflas bayrağını çekerse, o dilenci artık toplumda iyilikseverlikten para kazanamadığı için iflas etmiş demektir. Bu yüzden dilenciler, iyilikseverliğin mevcut olduğunun bir göstergesidir. Dilencilere bu gözle bakıyorum. Varlıklarından umut duyuyorum. Toplumun iyilikseverlik kapasitesinin dilencileri iflasa sürüklemeyecek düzeyde olduğunu görüyor, seviniyorum.