Diyet ilaçları çılgınlığı

Son günlerde TikTok veya Instagram’da biraz vakit geçirdiyseniz, muhtemelen birilerinin bu yeni nesil diyet ilaçlarını (Mounjaro, Ozempic vb.) nasıl övdüğüne denk gelmişsinizdir. “Sadece bir ayda 8 kilo verdim”, “İştahım tamamen kesildi”, “Resmen hayatım değişti…”

Ekranda inanılmaz değişimler, çarpıcı öncesi-sonrası fotoğrafları ve mutlu yüzler akıp duruyor. Peki ama bu içerikler gerçeğin tamamını mı yansıtıyor? Yoksa sadece algoritmaların şişirdiği, yeni bir dijital trendin ortasında mıyız?

ALGORİTMA ASLINDA NEYİ BESLİYOR?
Sosyal medyada bir şeyin viral olması, onun ne kadar doğru veya sağlıklı olmasından çok, ne kadar dikkat çektiğiyle ilgilidir. İnsan psikolojisi hızlı çözümlere ve dramatik değişimlere bayılır; algoritmalar da tam olarak bunu bildiği için bu tarz içerikleri hep en üste taşır. Diyet ilaçları bu çarka mükemmel uyuyor. Hızlı bir kilo kaybı ve iddialı cümleler, bir videonun milyonlarca kez izlenmesini garantiliyor. Ancak atladığımız çok kritik bir detay var: Algoritmalar bize gerçeği değil, sadece en çok “tıklanan” illüzyonu gösterir.

KAMERANIN ARKASINDA KALANLAR
Bu ilaçların işe yaradığı tıbbi durumlar elbette var, ancak sosyal medya bize madalyonun sadece parlak yüzünü sunar. İlacı bıraktıktan sonra kiloları fazlasıyla geri alanlar, ciddi mide bulantılarıyla boğuşanlar veya psikolojik olarak çöküş yaşayanlar pek karşımıza çıkmaz. Neden mi? Çünkü “İlacı bıraktım ve eskisinden daha kiloluyum” temalı bir video, kimseye ilham vermez ve viral olmaz. Hal böyle olunca, insanlar eksik ve taraflı bir bilgi denizi içinde bedenleri hakkında riskli kararlar almaya başlar.

TEKNOLOJİNİN ‘KESTİRME YOL’ TUZAĞI
Her şeye tek tıkla ulaşmaya o kadar alıştık ki, vücudumuzun da bir mobil uygulama gibi anında güncellenebileceğini sanıyoruz. Sosyal medyanın dayattığı alt mesaj aslında çok tehlikeli: “Neden sporla veya sağlıklı beslenmekle aylarca uğraşasın ki? Al bu iğneyi, iş bitsin.”
Fakat insan biyolojisi bu kadar basit bir matematikle çalışmıyor. Kalıcı olarak formda kalmak; yaşam tarzını, alışkanlıkları ve zihniyeti değiştirmeyi gerektirir. Bu ilaçlar belirli tedavilerde güçlü birer destek olabilir ama asla sosyal medyada pazarlandığı gibi herkesin leblebi gibi yutabileceği bir ‘sihirli değnek’ değillerdir.

ASIL TEHLİKE İLAÇ MI, YOKSA ALGI MI?
Bugün geldiğimiz noktada bu ürünler, doktor kontrolünde kullanılması gereken tıbbi birer araç olmaktan çıkıp, adeta lüks bir çanta veya ayakkabı gibi ‘trend objesine’ dönüştü. Sürekli hızlı sonuç alma arzumuz, sağlığımızı farkında olmadan dijital bir kumarın içine çekiyor.

Tıbbın sunduğu yenilikleri reddetmek elbette mantıksız. Ancak asıl mesele şu: Bize uzun vadede asıl zarar verecek olan şey bu ilaçların yan etkileri mi, yoksa onları zahmetsiz birer kestirme yol gibi zihnimize kazıyan bu dijital sistemin ta kendisi mi? Sanırım oturup düşünmemiz gereken asıl soru bu.