Dönüm noktası!

*** Peki vatandaş açısından durum ne? Onun derdi geçim, evine ekmek götürmek. Tam kapanma olursa, tencerede ne kaynayacak. Pandemi nedeniyle işsizlik oranları açıklandı ya TÜİK tarafından. Ama vatandaş oranlara değil, rakamlara bakıyor. Rakamlar çok kötü, kimse belini doğrultamıyor, kredi sarmalına dolanmış, krediler faiz sarmalına. Ülkenin derdi de, vatandaşın derdi de ekonomi. Ülkem insanı geçim derdinin, canını tehdit eden salgından daha büyük sorun olduğunu düşünüyor olmalı. Kapansa aç kalacak, çalışsa sağlığından olacak. Bu ne yaman bir çelişkidir ki, çaresi kolayına değil… Hele de işsizlik. İşte vatandaşın yumuşak karnı. İş yoksa insan gibi yaşamak da yok. Peki ne var kaygı, umutsuzluk ve de gelecek endişesi. İşi gücü olanların geliri ise, sadece beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetiyor. Gerisi mi? Onlar temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor. Alt gelir grubunun durumu zaten içler acısı. Birikimi, sosyal güvencesi olmayıp da günlük işlerde çalışarak geçinmeye çalışanlar. Ama artık günlük yiyeceklerini çıkarttıkları o işler de yok. Bir destek de yok…

*** Salgın döneminde işsizlik oranı bilmem kaçlara gerilemiş. Genci de, kadını da, erkeği de işsiz. Hasar büyük. Esnaf mı dediniz? Haa, bakın esnaf da batmamak için kendince formüller üretmeye başlamış. Misal bir kafe işletmecisi, ekmek kapısına kilit vurmamak için mekanın önünde tekstil ürünleri satmaya başlamış. Yastık, çarşaf, yastık kılıfı falan. Bir diğeri mantıcı, bir diğeri de çay ocağına dönüştürmüş meskeni. 3-5 de olsa eve ekmek götürmenin yolunu bulmuş. Belki de kendini şanslı sayıyor. Talebi ise devletten 'Yardım istiyoruz'.. Görünen o ki; salgın döneminde çaresizliği yaşayan esnafın da vatandaşın da tek çaresi, krediyle borcuna borç eklemek.