Düşünmek ısrar etmektir

‘Les Monstres sacrés’ Fransızcada “Kutsal Canavarlar” anlamına gelen, sinema, tiyatro ya da müzik dünyasında statüleri tartışılmaz olan, efsanevi, olağanüstü karizmaya ve şöhrete sahip sanatçıları tanımlamak için kullanılan bir terimdir.

Fransız yazar ve yönetmen Jean Cocteau’nun 1940 yılında yazdığı aynı adlı tiyatro oyununun adıdır. Zamanla sinema ve sahne dünyasındaki devasa figürleri tanımlayan genel bir deyime dönüşmüştür.

Kutsal Canavarlar deyimi başarıları, yetenekleri ve kariyerleri çok büyük, adeta halkın ve medyanın gözünde dokunulmaz, efsanevi bir statüye (kutsallığa) ulaşmış ikonik figürleri ifade eder.

Ancak bu deyim, olumlu olduğu gibi eleştirel bir tonda da kullanılır. Bazen insanlık için hayranlık duyulan işler yapan insanları betimlerken bazen de kaprisli, egosu çok yüksek ve etrafındaki herkesi gölgede bırakan kibirli yıldızlara atıfta bulunmak için de kullanılır.

İkinci atıftan yola çıkarsak; İnsanoğlu yüzyıllardır tanrıya dönüştürdüğü çokça Kutsal Canavara ihtiyaç duymuş. Bunun örneklerini uzak ve yakın tarihimizde gördük. Hitler, Mussolini, Franko, Salazar.

Bugünküleri yazmayım eylemleri ile siz onları çok iyi tanırsınız! Yeni dünya düzeni adı altına dünyayı felakete götüren Kutsal Canavar onlar.

Bu canavarlar politikacı da olmuş, asker de. Hatta film yıldızı, dolandırıcı ve sporcu olan da çıkmış. Hatta aziz ve amansız haydut da olmuş. İnsan denilen varlığın o kutsal canavarları çok sevdiğinden doğmamış bu ihtiyaç.

İhtiyaç; Güce dayanma, güçlüden yana olma. Ne ekersen onu biçersin hesabı!

Onlar, insanlığı felakete, milyonlarca insanı ölüme götüren kutsal canavarlardır.

Oysa insanoğluna düşünsün diye akıl, harekete geçsin diye el, yürüsün diye ayak verilmiş, iyi karar verip uygulamaya koysun diye bir de beyin!

Nobel ödüllü yazar Elias B.Canetti’nin iki önemli yapıtı bulunuyor.

Biri ‘Körleşme’, diğeri de ‘Kitle ve İktidar’. Canetti, Nazi faşizminin ayak seslerini Körleşme adlı romanla duyurur.

Kitle ve İktidar’da ise bir ‘iktidar’ simgesi olan Hitler’e bağnazlık derecesinde itaat eden kitlenin iktidarla birlikte birbirlerini nasıl çoğalttıklarını sosyolojik yönden inceler, irdeler.

İnsanlar arasında ‘emir’ ve ‘itaat’ ilişkisinin nasıl biçimlenerek saldırganlık mekanizmalarına dönüştüğünü bu kitapta görürsünüz. Sonucunda emredilen kişide bir itaat saplantısı oluşur. Düşünme, yargılama ve karar verme güdüleri yok olur...

Canetti ‘Düşünmek ısrar etmektir’ diyerek Kitle ve İktidar’ı kaleme aldığı 30 yıl boyunca bu çalışmasını gölgeleyecek kapsamda başka eser vermedi. Çok sayıda araştırmaya ve her yıl Viyana’da düzenlenen bir sempozyuma konu olan bu kitaptan sonra insan doğasının kitle ve iktidarla ilişkisini bu denli kuşatan başka bir kitap da yayımlanmadı.

Anlamak için önce düşünmek gerekiyor, düşünmek için de ısrar etmek.