Eklerci Batu ve Kebapçı Talha

Ülkenin, kentin değişen sosyolojisini tabelalar üzerinden, dükkan isimleri, esnaf adları üzerinden okumak da mümkün. Antalya bu değişimi, son derece hızlı, sürekli yenilenen karelerle gösteriyor. Karelerin sürekli değişmesinde, fotoğrafın habire yenilenmesinde yaşanan ekonomik krizin de etkisi büyük. Yılların dükkanlarının kapandığını, yeni açılan bir işletmenin birkaç ay sonra yerinde yeller estiğini görüyoruz. Bu ekonomik koşullarda sosyolojinin oturması da son derece sıkıntılı tabii, zaman alıyor. Sosyolojik değişimin yönünü ve içeriğini, kentin ve ülkenin önüne neler koyacağını, nasıl bir sokağa uyanacağımızı zamanla daha iyi göreceğiz. Şimdilik görünen ise iki katmanın birbirine sürtünmesinden ortaya çıkan ısı... Toplum bir yandan ilerlemek, dünya gibi olmak istiyor; diğer yandan ise ‘gelenek’ adı altında geçmişin hayaletleri canlanıyor, kendisi gibi olmayan her şeye düşman bir tabaka giderek kalınlaşıyor. Israrlı ilerlemek isteyenle bu ilerlemeye şiddetle karşı iki kesimin sürtüşmesi toplumu ısıtıyor. Torna aynasına takılın metalin ısınması gibi bu, tutanı yakıyor. Isınıyor, ama şekil de alıyor.

İki tabela üzerinden bir fotoğraf
İki tabela üzerinden bir Antalya fotoğrafı çekmek çok doğru bir şey değil, fazlasıyla da eksik. Sadece zihnimde oluşan fotoğrafa, bu tabelaların benim aklıma düşen negatifine bakıyorum bir süredir. Eklerci Batu, eski adı 2000 Plaza olan iş hanında bir dükkan. Kebapçı Talha da Dokuma civarında... Batu’nun müşterisi sayılırım ama Talha’nın yerine uğramışlığım yok. Batu milliyetçi reflekslere sahip bir aileyi, Talha da İslami değerleri, İslamcılığı akla getiriyor ilk bakışta. Tamamen afaki bir şey söylüyorum, tam tersi karakterler, ailelerinin bilinçaltını, niyetini yansıtmayan kimlikler de olabilir bu ustalar. Furkan, Enes gibi son dönem İslami kesimde moda olan, İslam referanslı isimler taşıyıp son derece sağlam komünistler de tanıyorum çünkü. O nedenle söylemeye çalıştığım bu isimlerle ilgili değil, isimlerin izdüşümüyle zihinde oluşan algısıyla ilintili, sosyolojik bir anlama çabası.

Çaya, çorbaya sosyoloji limonu
Batu, ‘ekler’ denilen pastayı yapıp satıyor. Sırf bunun için açılmış bir dükkanı var. Belli ki marka olmaya çalışıyor. Mottosu da ‘küçük lezzetler’. İsmini ve tadını geçmişten hatırlayacağımız gazozlar da var dükkanında. Gazozların bir kısmı Antalya üretimi... Modern, çağdaş, yenilikçi bir profil sergileyen, ileriye doğru bakmaya çalışan Eklerci Batu, bir hayal, bir metafor, bir buluş, kendi müşterisini oluşturmaya çalışan bir girişim gibi duruyor. En azından bende çağrıştırdığı şeyler bunlar. Bu aslında yeni bir olgu değil, toplumda her zaman var olan bir dinamik. Geleneksel ekonomi ile girişimci, yenilikçi ekonomi uzun bir süredir at başı gidiyor bu topraklarda. Bunun sosyolojideki izdüşümü de geleneksel toplum ile yenilikçi toplum... Daha doğrusu bu iki toplumun karşılıklı bakışması ve yan yana yürüme çabasındaki gerilim. Ekonomik kaynakların dağıtımı ya da belirli ellerde toplanmasının aracı olan siyasi iktidar da bu sosyolojik gerilimden besleniyor zaten. O nedenle son 20 yıldır, ‘bu ülkenin sosyolojisini anlamak ya da anlamamak’ söylemleri revaçta. Sosyoloji yoluyla ekonomik gerçeklik, sömürü gizleniyor.

İsimlere yansıyan siyasi tercihler
Sosyolojik manzara genel hatlarıyla böyle. Peki niye Batu ve Talha üzerinden buraya bağlandık? Eklerci Batu markasının çağrışımını aktardık da Kebapçı Talha nereden çıktı? Bizim ve bizden öncekilerin, babamızın, dedemizin ömrü Ahmet, Hasan, Ali, Veli, Süleyman, Yusuf gibi kebapçılarla kasaplarla bakkallarla aşçılarla ustalarla geçti. Fakat bu süreçte siyasi kamplara ayrılan toplum, tarafı olduğu ideolojileri çocuklarının üzerinden ilan etti. İşte şimdi o çocuklar, yani annesinin, babasının, dedesinin siyasetini isim olarak taşıyan kuşak sahnede. Batu, Talha, Devrim, Eylem, Deniz, Rojda, Enes, Kürşat, Aybüke, Azat... Bu isimleri duyduğunuzda aklınızda hangi siyasi duruşlar canlanıyorsa bahsettiğim tabelaları gördüğünüzde de aklınıza aynı düşünceler geliyor. Tabii Enes’i tanıdığınızda bir devrimciyle, Devrim’le oturduğunuzda bir İslamcıyla karşılaşırsanız fazla şaşırmayın. Bunlar işin sürpriz yanı ama bu isimler en azından kimler tarafından, hangi siyasi eğilimdeki aileler tarafından çocuklarına verildiğini gösteriyor. Daha doğrusu isim, onu taşıyanın ailesini, nasıl bir çevrede doğduğunu ve yetiştiğini de gösteriyor artık. Bu çevre de tabelalara yansıyor. Herkese mal olmuş isimler çağını kapatıp belli siyasetleri çağrıştıran tabelalar dönemine geçiyoruz sosyolojik olarak. Yıllar önce oluşan ekonomi kendini sosyolojik olarak gösteriyor, ilan ediyor. İsimler bizde bunu çağrıştırıyor diye Eklerci Batu ve Kebapçı Talha alınmasın. Batu’nun yaptığı ekler harika, eminim Talha’nın kebapları da tavsiye edilecek lezzettedir. İşleri ve yolları açık olsun...