EN BÜYÜK ÖĞRETMEN: HAYAT


Hayatın her zaman güllük gülistanlık olması mümkün değildir; kah sevinir, kah üzülürsünüz. Bununla birlikte hayatın içindeki herşey; olayları yaşayan kahramanlarını her daim olgunlaştırır ve onlara her daim bir şeyler verir, birşeyler öğretir. Eğer yaşananları okuyup, anlayabilir ve algılayabilir isek en büyük öğretmenin hayat olduğunda hem fikir oluruz. Çünkü okuldaki öğretmen bizlere belli zaman dilimlerinde (eğitim dönemi içinde ve okul saatlerinde) birşeyler verebilir. Ama hayat öyle değildir. Nefes aldığımız her an bizlere birşeyler vermeye, birşeyler öğretmeye hazırdır. Ancak bizler öğrenmek ister isek; aksi takdirder kimse kimseye birşey öğ-re-te-mez.
Yaşınız ve yaşadığınız yer neresi olursa olsun, eğer orada bir nefes varsa bilin ki geleceğinizi aydınlatacak ışığınız olan hayat öğretmeniniz de oradadır. Her daim yanınızdadır, bir an olsun sizi yalnız bırakmaz. Her an birşeyler anlatmaya çalışır. İnsanları kırk gün taşır, bir gün indirirsiniz; hemen sizi dünyanın en kötü insanı ilan ederler. Vefadan bihaber insanlar, yaşamı zindana çevirir. Fakat buna rağmen hayat, öylesine vefalı bir dosttur ki herşeye rağmen sizi terk etmez. Terk ettiği zaman da asla geri gelmez. Çünkü hayat günlük, sıradan basit şeylerle insan kalbini kıracak kadar acımasız, vefasız değildir. O kırıldığı zaman gerçekten bir anlamı vardır, o kırıldığı zaman gerçek bir kırılmadır ve asla geri gelmez. Bilin ki o zaman, günlük sayısını bile bilmeden alıp verdiğimiz nefesimiz yanımızda olmaz. O terk ederse böyle terk eder.
Günlük hayatta insanların biribirlerine karşı yaşamlarını ne kadar zor hale getirebiliriz yarışı içinde oldukları, herkesin birbirinin kuyusunu kazdığı ve bulsalar bir kaşık suda boğacakları gibi yaşanan süreçlerin içinde nefes alıp vermeye çalışırken bile; en büyük öğretmenimiz hayat bizlere birşeyler öğretme amacındadır. Hayat, o yaşam düşmanı olan insanlara takılıp kalmamızı; onların kinden, nefretten ve çatışmadan beslendiğini sürekli bizlere telkin etmektedir. Sağduyulu olmamızın ve çevreden gelen negatif enerjilerle kıvılcımın yangına çevrilmemesi gerektiğini öğretmektedir.
Sorunlar nasıl ki yaşamın ayrılmaz, bitmez tükenmez bir parçası ise; bizler de sorunun parçası olduğumuzu kabul ederek çözüme yelken açabilmeliyiz. Aksi takdirde sorunun parçası olmayanlar çözümünde parçası olamazlar. Kendimizi her zaman pozitif sonuçların mimarı, negatif sonuçların celladı gibi görür isek; yaşımız ne olursa olsun hayat bize "keseri hep kendine yontma" diyerek yeni şeyler öğretmeye devam edecektir.
Birtakım insanlar sürekli başkalarını değiştirmeye çalışmaktan, onların yaşamını yönlendirmekten hoşlanırlar. Bunu derken de kendi yaşamlarından bihaber nefes alıp vermeye devam ederler. Halbuki insanlar başkalarını değiştirmeye çalışmak yerine kendi bakış açılarını değiştirmeye çalışsalar yaşam daha güzel, daha zevkli olacaktır. Şu hikaye sanırım anlatmak istediğimiz herşeyi anlatıyor:
"Çiçeği burnunda evli genç bir çift yeni evlerine taşınmışlar. Sabah kahvaltı yapar iken karşı komşuları da yeni yıkamış olduğu çamaşırları asıyormuş. Konuşmayı çok seven kadın kocasına: 'Bak, çamaşır yıkamayı bile bilmiyor, çamaşırları yeterince temiz değil' demiş. Sabır küpü kocası hiçbir şey söylemeden kahvaltısına devam etmiş. Daha sonraki günlerde de kadın komşusunun çamaşır astığını gördüğü her seferinde aynı yorumu yapmaya devam etmiş. Birkaç ay sonra, bir sabah yine kahvaltı yapar iken komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış ve kocasına: 'Bak, çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba ?' demiş. Daha sonra söz diliyle değil, hal diliyle konuşan kocasından şöyle bir cevap gelmiş: 'Ben bu sabah biraz erken kalkıp aylardır kirli olan penceremizi temizledim.' der ve eşine yeni başladıkları yaşam yolunda güzel bir hayat dersi verir."
Yaşamı güzelleştirmesi gereken yine bizleriz. Kimse kimsenin yaşamını zindan etme hakkına sahip değildir. Hayat, öğrenmesini bilene her daim öğretmeye devam eder. Göz pencereniz, kalp pencereniz kirliyse her şeyi kirli görürsünüz ve herkes önce kendi penceresini temizlemeli ki güzel görebilsin. Mevlanın dediği gibi; güzel bakan güzel görür, güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayattan lezzet alır. Herşey için çok geç olmadan en büyük öğretmenimiz olan hayattan gereken dersleri alabilmek dileğiyle...