İzmir Gazeteciler Cemiyet (İGC) üyesi dostum, ustam, gazeteci, şair, ekonomist ve spor yazarı Okan Yüksel’in birinci ölüm yıldönümü nedeniyle duygularımı okurlarımla paylaşmak istedim. Okan Yüksel, sevmeyi ve sevilmeyi yazı ve şiirlerinde imgeye dönüştürür ve bunu sıkça yapardı.
‘Dünyada en güzel şey nedir?
- Sevmek.
- Ondan sonra?
- Sevilmek.
- Neden sevmek, sevilmekten daha güzel?
- İnsan sevdiğine sevildiğinden daha çok emindir de ondan.
Sevmek zor zanaattır.
Sevdiğine sevda şiirleri okumak, sevda türküleri söylemektir.
Hem de bir gün değil, her gün.
Nazım Hikmet, ne güzel tarif etmiştir sevmeyi: Sevmek için yürek/ Sürdürmek için emek gerek.’ satırları onundur.
***
Okan Yüksel, ortak dostumuz meslektaşım gazeteci yazar Atilla Köprülüoğlu’nu çok severdi. Atilla çok iyi bir gazeteci ve yazar olmasının yanında, Okan Yüksel’in acımasız hastalığı ile boğuştuğu son yıllarında en yakınında olan vefalı bir dosttur da aynı zamanda. Okan Yüksel’in ölümünden bir yıl önce yazdığı son yazısı ‘Veda’yı paylaşmış Atilla.
“Veda. Ben ölürsem ardımdan üzülenlere de ki;
Okan Yüksel, şiirleri, sporu ve mesleğini çok sevdi.
Okan Yüksel; sevdalarını ve kavgalarını çok sevdi.
Okan Yüksel; İzmir’i, gökyüzünü, Deniz’i (kızı), Ateş’i ve Suyu (torunlarıdır) çok sevdi.
Okan Yüksel; Mustafa Kemâl’i ve O’nun yolunda yürümeyi çok sevdi.
Okan Yüksel; direnmeyi, teslim olmamayı, yaşamı sevdi ve severek yaşadı.
Bin yıllık dostlarım! Ailem!
Hepinizi çok sevdim.
Yüreğinizin sıcağında saklayın size son ‘Merhabamı.’
Merhaba”
Bir yıl önce bu vedasıyla aramızdan ayrıldı meslek büyüğüm Okan Yüksel.
NKL’li Abim. Kilisli Yiğit 68’li. Okan babamız. Yüreğe iyi gelen kıymetlimizdi.
Dünyayı güzel kılanlardandı. Cenazesinde bana da söz verilince, dört cümle de ben konuşmuştum;
‘Bugün burada yaşamı boyunca palto değil, kafa tutmuş bir gazeteciyi, yazarı ve şairi uğurluyoruz. Okan Baba, arkasında onurlu haysiyetli bir isim bıraktı.
Ölümün de şereflisi var. İyi yaşadı, hepimizin hayatına dokundu’
***
Fesleğen çiçeği Okan Yüksel kimilerine göre ‘sert görünüşlü, yakınlaşması zor bir insan’ gibi görünse de ben onu fesleğen çiçeğine benzetirdim. Hani, dokunulmadıkça kokusunu hissettirmeyen çiçek.
Aynı fesleğen gibi, dokunulmadıkça varlığındaki cevherleri göstermeyen sevgi dolu insanlar vardır. Onlara dokunulduğu zaman ellerini uzatır, size bolca sevgi ve şefkat verirler.
Aslında herkes gibidirler. Herkes gibi giyinirler, herkes gibi yaşarlar,
Herkes gibi çalışırlar, herkes gibi konuşurlar. Ama onlara dokunulduğunda bir midye gibi açılırlar. Ve işte o zaman içlerindeki inci ortaya çıkar.
Onlar mutlak Sevgiye, Aşk’a ulaşmış kişilerdir.
Kendilerini ve diğer insanları ruh varlıkları ile bilir ve tanırlar.
Böyle bir insanla karşılaştığınızda bilin ki sırlarınız sonsuza kadar O’nda kalacaktır ve artık yalnız değilsinizdir. Ömürlük dostunuzu, yaşam yoldaşınızı bulmuşsunuzdur.
Ben ona 50 yıl önce dokundum o bana kollarını açtı. Bin yıllık dost derler ya öyle olmuştuk.
Fesleğen gibi insanlarla yollarınızın kesişmesi onlara dokunmanız ve sonrasını doyasıya yaşamanız dileğiyle.
Ben Okan Yüksel’i işte öyle bir sevgiyle sevdim.
Devri daim, mekânı cennet, makamı gönüller olsun.