​​FRANCO HA MUERTO 8

Turizm, papazların sapıklığını kaldırmazdı, yok yol ortasında öpüşmeyin, yok mayo giymeyin yok denize falan girmeyin, oynaşmayın seks yapmayın, fetvaları muhafazakar İspanyolları bile kızdırmıştı. Papazlar kendilerine çeki düzen vermek zorundaydılar çünkü ülkenin dövize kiliseden daha çok ihtiyacı vardı.
Kaldı ki kiliseler, turizm patronlarının cömert bağışları karşısında susmuşlardı. Ve Batılı sermaye yatırım yapmak için kapıda bekliyordu, bakir İspanya toprakları, ucuz işçilik, şarap, esmer güzeli İspanyol kadınları, Flamenko rüyaları akıllarını başlarından almak üzereydi, ama bütün bunlar, sapık papaz tayfası ile olmazdı… Caudillo, icabına bakacaktı. Kilisenin etkisi azaldıkça İspanya gelişiyordu. İspanyol iş gücü yurt dışına çıkıyordu (yarım milyon) geri geldiklerinde gördüklerini, yaşadıklarını anlatıyorlardı, Pirennelerin ötesi cennet gibi bir yerdi, halk orada ne varsa ülkelerinde de o olsun istiyordu. İnşaat işi patlamıştı, her yerde yapılar yükseliyordu, zenginlik iyi gelmişti. Öyle koftiden ‘faşist’ olmak yoktu, zalim olabilirdin ama halkını aç, yok, yoksul, sadakaya muhtaç bırakamazdın. 70 lere giden zamanlarda İspanya da ki büyüme hızı dünya ölçütlerinde Japonya’dan sonra ikinci sırada geliyordu.
İhracatta Sanayi ürünlerinin payı %21 den % 78 e fırlamıştı. Tüm dünyada Gemi inşası işinde 6.sırada İspanya tersaneleri geliyordu. Ünlü SEAT marka arabalar İspanyol design diye tanıtılıyordu.
Dağlı Basklılar, artık paralı askerlik yapamayınca önce muhtariyet sonra da bağımsızlık diye bir şey tutturmuşlardı. Komünizmin romantik zamanlarının son günleriydi ama Avrupa ve dünya da sosyal adalet-sosyal demokrasi kavramları yeşeriyordu. Bask sorunu uluslararası bir boyuta taşınınca ETA adlı terör örgütü alabildiğince şımarmıştı. Bu ayrılıkçı ‘sinirli çocuklar’ ülkenin altını üstüne getirecek bir terör kampanyası başlatmışlar ara-sıra da başarılı olmuşlardı. Ama adi sokak suçları nerdeyse yok olmuştu, insanlar dükkanlarını açık bırakıp uzun öğle tatillerine çıkabiliyordu. Franco, kendisinden sonra ki dönemi de düşünmek zorundaydı, o kral naibiydi, veliaht prens(bu günkü kral Carlos) yanında yetişmişti. Artık monarşiye dönülebilirdi. İlk denemeyi fiili başkanlık görevini bırakarak yapacaktı.
Yerini bıraktığı amiral Carrero bir suikast ile ETA(?) tarafından hal edilmişti. İspanya da ki bu karışıklığı fırsat bilen Fas kralı Hasan İspanyol sömürgesi olan bölgeyi allem-kallem topraklarına katıvermişti.
Ülke yeniden dağılmanın eşiğine gelmişti, Caudillo, yaptığı son konuşmada kendisi ve rejim dışında herkesi suçlamıştı, ‘bu olup bitenler, Komünistlerin, solcuların, kapitalistlerin, stk ların, ve -her ne alakaysa- Masonların tertibidir’ diyerek işin içinden sıyrılmıştı.
20 Kasım,1975 günü gazeteler 8 bölümden beri yazımıza başlık olan haber ile çıkacaktı;
FRANCO HA MUERTO! =FRANKO ÖLDÜ!
Büyük bir cenaze töreni tertiplenmişti, on binlerce insan usulca katafalkın önünden geçmişti. Feveran ederek ‘ her zaman emrinizdeyim’ diyen mavi gömlekli eski faşistler de eksik kalmamıştı.
Ertesi gün İspanya da şampanya satışları patlamıştı….
İşte bu kadar…