Futbol

Futbol, dünyanın en popüler sporu olmasının yanı sıra en tutkulu taraftar kitlelerine de sahip. Bu tutku, kimi zaman bir hayranlıktan öteye geçerek fanatizme dönüşebiliyor. Bu fanatizm de çoğu zaman kontrolden çıkıyor ve şiddet olaylarına dönüşüyor.

Bu yıl ligde neler yaşandı neler… Yaşanan olaylar ister istemez futbolla ilgilen ya da ilgilenme seni de kıyısından köşesinden içine çekiyor. Takip ettiğim kadarıyla olaysız bir hafta geçmedi. Bu olaylar fanatizmin de çok üzerinde, bir bilinçsizlik spora gölge düşürüyor. Çürümüşlük söz konusu ve bunun faturasını taraftara kesmek de doğru değil.

Bir takım tutuyorsun, içinde bir sevgi oluşuyor ve bu sevgi zamanla tutkuya dönüşüyor. Bu tutkunun kaynağı aidiyet hissinden kaynaklanıyor. Futbol, basit bir spor olmanın ötesinde, insanların aidiyet hissetmelerini sağlayan, kimliklerini ifade etmelerine yardımcı olan bir platform. Bir futbol takımını desteklemek, kişinin kendini bir topluluğun parçası olarak hissetmesini sağlıyor. Maç günü stadyumda binlerce insanla birlikte tezahürat yapmak, zaferlerde coşmak, yenilgilerde hüzünlenmek, bu aidiyet hissinden kaynaklanıyor. Bu hissin de sınırlarını çizmek gerekir.

Futbol fanatizmi tam da burada ortaya çıkıyor. Takımlara olan sevginin aşırıya kaçtığı, bireyin mantıklı düşünme yetisini kaybettiği durumlarda ortalık karışıyor. Fanatik bir taraftar için takımın başarısı, kişisel bir başarıdır; yenilgisi ise kişisel bir başarısızlık olarak algılanır. Başarı ve başarısızlık... Baştan söyleyeyim kimse başarısız olmak istemez. Bu iki duyguyu sindirip dışarı yansıtmak da büyük mesele. Kazanıyorsunuz olay çıkıyor, kaybediyorsunuz yine olay çıkıyor. Yeri geliyor hırsınızı tuttuğunuz takımın oyuncularından, yönetimden, hakemlerden, yeri geliyor karşı takımın taraftarından, bu böyle devam ediyor ama olayın özünde de sıkıntı var. Ortada kocaman bir çark var ve bu çarkın dönmesini sağlayan bir sürü dişli var. Bu dişlilerin her biri birbirini tetikliyor. Futbolcular, takımlar, yöneticiler, teknik adamlar… Ve federasyon... Siz her defasında şiddetin önünü açarsanız taraftar da sizi takip eder. Kulüp başkanı hakem döverse taraftar da sahaya iner. Kulüpler ve federasyonlar, şiddeti teşvik eden değil, barışçıl ve dostane rekabeti özendiren politikalar geliştirmelidir. Yani kitleleri yönetecek insanların çok iyi seçilmesi gerekiyor. Futbol taraftarıyla var olan bir spor. İşin sırrı da taraftarı doğru yönlendirmekte.

Son olaylara bakarsak aynı şehrin iki takımı; Antalyaspor ve Alanyaspor, kardeş takım olması gerekirken son maç bayağı olaylı bitti hatta Alanyaspor TFF’ye şikayette bulundu. Maç sonrası stadın hali içler acısı. Aynı şekilde Galatasaray’ın şampiyonluk kutlamaları; tamam takımın şampiyon oldu kutlamak en doğal hakkın da çoğu yerde yine olay çıktı. Bir sürü görüntü izledik.

İşin diğer bir boyutu, bir maç oluyor emniyet kırmızı alarma geçiyor. Sırf sen olay çıkarma diye bir sürü insan mesai yapmak zorunda kalıyor. Futbolla hiç ilgisi olmayan insanlar da mağdur. İnsanlar maç günleri olaylar çıkacak diye ya da trafik olacak diye kendilerini evlerine kapatıyorlar.  Kutlama yapıyorsun, sokakları çöplüğe çeviriyorsun. Sevincini otobüs durağının üzerine çıkıp tepinerek gösteriyorsun. Bunlar sadece bana mı sıkıntılı geliyor?