Türk futbolu adeta çöküş içerisinde.
Türkiye Futbol Federasyonu adeta kaosla yönetiliyor, hakemlere güven yok, yayın ihalesi bir türlü sonuçlanabilmiş değil, futbol kulüpleri batakta, Edirne'nin dışına çıkan takımlar bir iki tur sonra geri dönüyor, milli takım istikrarsız ve başarısız…
Daha da say say bitmez…
Türkiye'de son 5 ayda her şey değerlenirken; evler, arabalar, telefonlar fiyatını katlarken, hemen hemen her ürüne zamlar gelirken Türkiye'de değerini kaybeden tek şey Süper Lig oldu.
Bizim dahi izlemediğimiz yada izlemekten zevk almadığımız, dizilerin reytinginin yarısına dahi ulaşamayan, dizilerin dahi 'futbol bayramı' denilen derbilere tercih edildiği Süper Ligi, yabancı ülkelerdeki futbolseverlerin takip etmesini beklemek hayalcilikten öteye gidemez.
Türk futbolu kötü yönetilirken, bir de MHK'nin hakemler ile ilgili aldığı karar ve üzerine tahkimden çıkan sonuç, Türk futbolunun iflas ettiğinin göstergesi demektir.
Hakemlere, MHK'ye, TFF'ye güvenin azaldığı bir ortamda bu lig ne kadar güvenilir olur o da ayrı bir muamma elbette.
Bu kadar kaosun içerisinde planlama yapabilmek, hedef belirleyebilmek de futbol kulüpleri için çok kolay bir şey değil.
Örneğin sezon sonu bizlerin neyi beklediğini bilmiyoruz.
Türk futbolu öylesine kaos ile yönetiliyor ki, sezon sonunda ligin tescil edilip edilmeyeceği bile belli değil.
Böyle bir ortamda nasıl planlama yapılabilir ki?
Mümkün değil elbette.
Türk futbolu eşine az rastlanır günlerden geçiyor.
Bu kaotik ortamda, kimsenin kimseye güveninin kalmadığı bir durumda Türk futbolunun gelişmesini beklemek de safdillik olur.
Türk futbolu düzlüğe çıkar mı?
Elbette çıkar.
Siyaset, ticaret ve sporun iç içe girmediği, sırf parası olduğu için makamlara insanların oturtulmadığı, tepeden işaretle görev verilen, tek adaylı siyaset destekli sözde genel kurulların yapılmadığı bir düzene geçildiği zaman ancak bu kaostan kurtuluruz.
Yoksa bu sistemle Türk futbolu olarak dibe inmeye devam edeceğiz.