Yarın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü.
Benim yaşımdakiler için bir hafıza günü.
1977 yılının o kanlı 1 Mayıs’ı!
İşçi oldukları ve bayram kutlaması için geldikleri alanda.
49 yıl önce Taksim Meydanı’nda 34 ölü! Yüzlerce yaralı.
Ateş, Kan ve Gözyaşı.
O nedenle unutulmasın ki;
1 Mayıs bir hafıza günüdür.
O 1 Mayıs, emeğin, adaletin ve direnişin sembolüdür.
Alın teriyle ezilenlerin ve susturulan taleplerin günüdür.
***
Türkiye’de işçilerin durumu, dün olduğu gibi bugün de ne yazık ki bir bayram havasından oldukça uzakta. Resmî verilere göre genç işsizlik hâlâ ciddi boyutlarda.
Üniversite mezunu gençler, diplomalarıyla birlikte işsizlik kuyruğunda bekliyor.
Çalışanlar arasında güvencesizlik yaygın.
Kısa süreli sözleşmeler, sendikasızlık, düşük ücretler.
Bir başka acı gerçek ise çocuk işçiliği.
Türkiye’de resmi kayıtlara göre yaklaşık 720 bin çocuk işçisi olduğu tahmin ediliyor.
Okula gitmesi gereken yaşta sanayide, tarlada, inşaatta çalışmak zorunda kalan çocuklar.
Haklarından ve hayallerinden mahrum bırakılan çocuklar.
Yalnızca bir ekonomik sorunun değil, vicdani bir çöküşün de göstergesi.
İş kazalarında hayatını kaybedenlerin ardından gelen "kader" açıklamaları.
Patronların cezasızlıkla korunması.
Adaletin terazisinin şirazesinden çıkması!
1 Mayıs, işte tam da bu yüzden anlamlı.
Çünkü şunları hatırlatır:
Emek olmadan hiçbir şey olmaz.
Bir ülkenin büyümesi, sermayenin kazanç hanesinde değil, emeğin yüzündeki tebessümle de ölçülmelidir.
***
Bugün, ses olalım. Kırmızı karanfiller takalım yakamıza.
İşsiz gencin sessizliğine, çalıştırılan çocuğun haykıramadığı çığlığına.
Hakkını ararken işinden olan işçinin mücadelesine ses olalım.
Emeğin kutsallığını sadece söylemlerle değil, adil bir düzenle hayata geçirelim.
Çünkü gerçek bayram, herkesin eşit, adil ve onurlu bir yaşam sürdüğü gün kutlanır.
Ve Nazım Hikmet’in davet çağrısını hep bir ağızdan söyleyelim.
‘Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu davet bizim.
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim’
Gün dayanışma günüdür.
Bu davet de bir çağrıdır
Yaşasın 1 Mayıs!