Bugünden yarının ne olacağını planlamak artık anlamsızlaştı.
Her sabah kalktığımızda bir şey olacak korkusuyla uyanıyoruz.
Ülkemizin huzur ve güvenliğine kasteden hainlerin her an bir yerde olay yaratacağı endişesi tüm ülkeyi olduğu gibi turizm sektörünü de çok tedirgin ediyor.
2016 yılı turizm sektörü için kayıp bir yıl oldu.
2017 yılında Ruslar tekrar sahneye çıkıyorlar. Her hangi bir aksilik olmazsa gelecekler.
Bu durumda 2017’nin 2016 yılından daha iyi geçeceğini söyleyebiliriz.
Avrupalı için fazla bir şey söylemek şimdilik çok erken.
Ülkemizdeki son gelişmeler Avrupalı yöneticileri tedirgin ediyor.
Onların tedirginliği Avrupa vatandaşlarına nasıl yansıyacak önümüzdeki dönemde görürüz.
Çünkü bugünden sabaha dereden çok su akıyor. Neler olacağını kestirmek zor.
Bu gelişmeler turizm sektörünün inisiyatifinde değil.
Tamamen sektörün elinde olmayan gelişmeler.
Peki sektör bu durumda oturup beklemeli mi?
Bana göre turizm sektörü her zaman yaptığı çalışmalarına daha fazla ağırlık vererek devam etmeli.
Pazarlamasından, tanıtımı her zamankinden daha fazla ağırlık vermeli.
Turizmci kendini her zaman en kötüye göre hazırlamalı ama iyi olacağını da düşünerek tedbiri elden bırakmamalı.
Çünkü dedim ya Gün Doğmadan neler doğar.
2017 turizm sezonuna zaman çok.
Belki erken rezervasyon dönemi özellikle Avrupa için fazla işe yaramayabilir ama son dakika satışları artış gösterebilir.
Avrupalı gelişen olaylar karşısında erken rezervasyon yaptırmıyor.
Ancak Türkiye’ye de tatile gelmek istiyor. Bu nedenle son dakikayı bekleyecek.
Türkiye, tatil fiyat servis dengesi ele alındığında hep bir adım önde.
Avrupalılar sorun olmazsa banko ‘’Türkiye’de tatil’’ diyecek.
Türkiye’deki otel kalitesi, kaliteli servis, misafir memnuniyeti, başka ülkelerle karşılaştırılamayacak kadar iyi.
Bu bizim en büyük artımız. Bu artımızı yok etmemek lazım.
Kriz günlerinde kaliteyi özellikle de misafir memnuniyetini düşürmeyelim.
Çünkü Türkiye için güzel günler gelecek.
O zaman İspanya’nın bugün ‘’Turist istemiyoruz’’ yankılamalarının benzeri Türkiye’de de olacak.
Antalya’nın son 5 yıla kadar her yıl yakaladığı çift haneli büyüme rakamlarına yine ulaşılır.
Bugün kötü diye moral bozup günü kurtarmanın yolunu tutmayalım.
Moraller çok bozuk. Yarının endişesi var. Ama umutlarımızı hiçbir zaman yitirmeyelim.
Çünkü yarının ne getireceği belli olmaz…