Antalya’da yazın sıcaklığı devam ederken kentin gündemi de oldukça hareketli.
Bir tarafta turizm sezonunun nasıl tamamlanacağı, diğer tarafta esnafın, tüccarın ve iş dünyasının beklentileri… Antalya açısından aslında birbirinden ayrı gibi görünen bütün bu başlıklar aynı noktada birleşiyor; Ekonominin güçlü olması ve şehrin geleceğe daha güvenli bakması.
Turizm cephesinden gelen haberler umut verici. Sektör temsilcileri, Antalya’da turizm hareketinin artık sadece temmuz ve ağustos aylarına sıkışmadığını, eylül ve ekim aylarının da güçlü geçtiğini ifade ediyor. Bu, Antalya için son derece önemli. Çünkü sezonu uzatmak demek yalnızca otellerin daha uzun süre dolu olması anlamına gelmiyor. Restoranından taksicisine, alışveriş merkezinden küçük esnafına kent ekonomisinin daha uzun süre hareketli kalması demek.
Ancak Antalya’nın sadece turist sayısına bakarak geleceğini planlaması da yeterli değil.
Kentte yaşayan vatandaşın hayatını kolaylaştırmak, esnafın ayakta kalmasını sağlamak, ulaşım ve altyapı sorunlarını çözmek ve özellikle merkez ile turizm bölgeleri arasındaki ekonomik dengeyi kurmak gerekiyor.
Son dönemde küçük oteller ve pansiyonların yaşadığı sorunların gündeme taşınması da aslında önemli bir uyarı. Antalya’nın turizm gücü büyük otellerden ibaret değil. Küçük işletmeler de bu zincirin önemli bir parçası.
Bir diğer önemli gündem ise ATSO seçimleri.
Dört başkan adayının aynı masada Antalya ekonomisinin geleceğini konuşması, iş dünyasının önündeki dönemin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Antalya artık sadece turizm kenti olarak değil; ticaret, tarım, teknoloji, sağlık, sanayi ve lojistik alanlarında da büyümeyi konuşmak zorunda.
Bence Antalya’nın önümüzdeki dönemde en büyük ihtiyacı ortak akıl.
Siyasetçisi, belediyesi, oda ve borsa yönetimleri, esnaf temsilcileri, turizmciler ve iş dünyası aynı masada daha fazla buluşmalı.
Çünkü Antalya büyüyor.
Ama mesele sadece büyümek değil; dengeli, planlı ve sürdürülebilir büyümek.
Bugün Antalya’nın önünde çok büyük fırsatlar var. Turizmde sezonu uzatabilir, yeni pazarlar kazanabilir, ticaret hacmini artırabilir ve uluslararası organizasyonlarla kentin marka değerini daha da yükseltebiliriz.
Fakat bunun için günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir anlayışa ihtiyacımız var.
Antalya’nın gündemi yoğun.
Ama doğru yönetildiğinde bu yoğun gündem, Antalya’nın geleceği için büyük bir fırsata da dönüşebilir.
Yeter ki ortak hedefimiz belli olsun; Daha güçlü bir ekonomi, daha yaşanabilir ve kazanan bir Antalya olsun.