Büyük depremin acısı içimizde.
Hiç de bitmeyecek.
Pazartesi günü sabahtan itibaren yani depremin yaşandığı anlardan itibaren acılıyız, duyguluyuz, sinirliyiz, üzüntülüyüz…
Depremin yaşandığı ilk andan itibaren bugüne kadar gelişmeleri anbean takip ediyoruz.
Kimi zaman duygulanıyor, ağlıyoruz kimi zaman sinirleniyoruz kimi zaman ise seviniyoruz.
Pazartesi'den itibaren öyle karmakarışık duygular yaşıyoruz ki kelimeler kifayetsiz kalıyor.
Herkes elinden geldiği kadar çorbada tuzu oluyor.
Birlik ve beraberlik içerisinde tüm Türkiye, 10 şehir olmuş durumda.
Ancak tüm üzüntülerimize karşın güzel haberler de izliyoruz, görüyoruz.
Mucizelere tanık oluyoruz.
Mucize kurtuluşlara tanık olurken diğer yandan da yardımlaşmayı görmek içimizi ısıtıyor.
Antalya'da da çok büyük bir çalışma mevcut.
Antalyaspor da bu çalışmanın içerisinde yer alıyor.
Deprem bölgesine yardım tırları göndererek yaraların sarılmasını sağlarken diğer yandan da depremzedelerin Antalya'ya gelmesine lojistik destek oluyorlar.
Büyük felaketin hemen ardından kapılarını depremzedelere açarak onlara sıcak bir yuva oldular. Başta Başkan Aziz Çetin olmak üzere tüm yönetim ve kulüp çalışanlarını kutlamak gerekiyor.
Teşekkürler herkese…
Bitti mi?
Hayır…
Antalyaspor taraftar derneği 07 Gençlik de, deprem bölgesine giderek yardımları ulaştırdı.
Sadece yardımları ulaştırmakla kalmadı, göçük altında kalmış vatandaşların kurtarılmasına yardımcı oldular.
Hatta böylesi zor bir dönemde hırsızlık ve yağmacılık yapmaya çalışanlarla da mücadele ediyorlar.
Demem o ki; Antalyaspor bir kulüpten çok daha fazlasıdır.
Antalya'nın en büyük sivil toplum örgütü en büyük markasıdır.
1999'da yaşanan Marmara depreminde Kocaeli'de olduğu gibi şimdi de Kahramanmaraş, Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya ve Hatay'ın yanındadır.
Bugüne kadar her zaman olduğu gibi bugün de bir kez daha Antalyasporlu olmaktan gurur duydum.
Teşekkürler Antalyaspor…