Teeee 1912 yılında yazılan ve günlerdir dilimin ucuna takılıp kalan bu şiiri bana anımsatan ne oldu?
Şiirin üzerinden bir asır geçmiş, ama güncelliğini hiç yitirmemiş!
Neden!
Yerel seçimlerin sonunda, el değiştiren küçük büyük belediyelerden haberler gelmeye başladı...
Gazetelerde okuyoruz, TV haberlerinde dinliyoruz.
- 1 ton 600 kg fıstıklı kadayıf.
- 340 bin liralık peynir.
- 52 bin liralık pişmaniye.
- 42 bin liralık höşmerim yenilip yutulmuş.
- 92 bin liralık kahve fincanları alınmış.
- Çalışmadan, emek vermeden bankamatik kartlarıyla maaşlar alınmış yıllarca
- Yerel yönetimlere hiç bir katkısı olmadığı halde yandaş vakıflara ödenen milyarlar.
- Yeni belediye yönetimlerine, eskilerden kalan 640 milyar, 133 milyar liralık borçlar...
Bunlar ilk akla gelenler.
Nereye gitti genç Cumhuriyetin ilk yıllarında narenciye ürünleri karşılığında yaptırılan kamu sanayi tesisleri?
* * *
'Kimseden bir fayda ummam ben, dilenmem kol kanat
kendi boşluk, kendi gök kubbemde kendim gezginim,
bir eğik baş, bir boyunduruktan ağır gelir bana;
fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim' diyen Tevfik Fikret'in 'Han-ı Yağma' şiiriymiş dilimin ucuna takılıp kalan...
* * *
YAĞMA SOFRASI
Bu sofracık efendiler, halkımızın varı, yoğu, hayatı,
kan ağlayan, can çekişen halkımızın,
bekler sizi, efendiler, önünüz titrer durur,
ama sakın çekinmeyin, yiyin, yutun, şapur şupur.
Yiyin efendiler yiyin, bu iştah veren sofra sizin
doyuncaya, tıksırıncaya, patlayıncaya kadar yiyin!
Çok açsınız efendiler, suratınızdan bellidir,
yiyin hadi, yemezseniz yarına kalır mı kimbilir
sizi çağıranlar bu sofraya, bakın nasıl böbürlenir,
hakkınız bu, savaştınız, tamam bu hak elde bir.
Yiyin efendiler yiyin, bu eğlenceli sofra sizin,
doyuncaya, tıksırıncaya, patlayıncaya kadar yiyin!
Hepsi bu nazlı beylerin, ne varsa ortalıkta,
soy, sop, onur, düğün, konak, saray, caka,
hepsi sizin efendiler, konak da, saray da, gelin de, alay da,
hepsi sizin, hepsi sizin, hem hazırlop, kolayca.
yiyin efendiler yiyin, bu iştah veren sofra sizin,
doyuncaya, tıksırıncaya, patlayıncaya kadar yiyin!
Büyüklüğün hazmı azcık zor da olsa ne çıkar,
gösterişin gururu var, öç almanın sevinci var,
güler yüzünüzden efendiler, bu sofra keyfe gelir, parıldar
sizin şu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar.
Yiyin efendiler yiyin, bu cana can katan sofra sizin,
doyuncaya, tıksırıncaya, patlayıncaya kadar yiyin!
Verir bu fukara memleket, nesi var nesi yok, hepsini,
verir malını, canını, umudunu, düşünü,
rahatını, sağlığını, içinin bütün ateşini,
haydi yuvarlayın, düşünmeyin haram mıdır, helal mi?
Yiyin efendiler yiyin, bu iştah veren sofra sizin,
doyuncaya, tıksırıncaya, patlayıncaya kadar yiyin!
Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın gider ayak,
yarın sönmüş bakarsınız, bugün çatırdayan ocak,
hazır mideler sağlam, hazır mideler sıcak,
atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak,
yiyin efendiler yiyin, bu haykıran sofra sizin,
doyuncaya, tıksırıncaya, patlayıncaya kadar yiyin.
------
Tevfik Fikret: 24 Aralık 1867/ 19 Ağustos 1915
Türkçesi. A. Kadir.(Abdülkadir Meriçboyu) 1917- 1 Mart 1985